banner4
17.11.2022, 23:57

YÜCELCİLER TEŞKİLATI

“Yücel”ciler, Balkanlar’ın unutulan Vatan Kahramanları, öz be öz Türk ve Müslüman samimi vatan evlatlarındandır.

O dönemde Sosyalist Yugoslavya’nın bir parçası olan Kuzey Makedonya topraklarında yaşayan Müslüman Türkler, 1941 yılında Şuayb Aziz İshak önderliğinde, Müslüman Türklere karşı yapılan haksızlıklara karşı milli ve dini değerlerini korumak için bir araya gelerek, adını “Yücel” koydukları bir dayanışma hareketi kurarlar. 

Bu kuruluş fikri 1937-1938’lerde filizlenmeye başladığından, bazı kaynaklarda bu nedenle kuruluş tarihi bu yıllar gösterilir.

Ki, Yücelciler olarak daha sonra örgütlü hale gelen bu kahramanlar, 2. Dünya Savaşından önce de Bulgar işgaline karşı büyük mücadeleler vermişlerdir.

Genç aydın Türkler tarafından kurulan bu hareketin kurucuları ve lider grubu Şuayb Aziz İshak, Nazmi Ömer Yakup, Şerafettin Ferit, Fettah Salih Süleymanpasiç ve Mehmet Şerif Dalip’tir. Teşkilat yönetim Merkezleri ise Üsküp’tür.

Bu yıllar, 2. Dünya Savaşı yıllarıdır. Ortam sıkıntılı, riskli ve gergindir.

Müteakip zaman içerisinde teşkilat hızla büyür. Silahlı örgüt olarak değil, bir fikir klubü niteliğinde büyürler. 

Toplantılarında Namık Kemal, Mehmet Akif Ersoy ve Mehmet Emin Yurdakul’un şiirleri, Çanakkale Savaşı ve Milli Mücadele kitapları, Kurtuluş Savaşı okunur. Amaç Türk ve Müslüman kimliğini canlı tutmaktır.

Araştırmacı-yazar Yıldırım Ağanoğlu “II. Dünya Savaşında Yugoslavya’da Bir Direniş Mücadelesi: Yücel Teşkilatı” kitabında ve Mehmet Ardıcı’nın “Yücelciler” adlı kitabında konuları detaylarıyla anlatmışlardır.

Kurucular, Teşkilatın adını “Yücel” olarak belirlemişler, bunu yaparken de 16 devlet kurmuş olan Türklerin baskılara boyun eğmemeleri, özgürlüklerine düşkünlükleri, yükselme ve yücelme azim ve aşkından hareket etmişlerdir. Yücel ismi aynı zamanda, bölgede ezilen Türkler için bir ideal, motive edici bir hedeftir. 

Yücelciler Hareketi, Balkanlar’da yok olmaya yüz tutmuş olan Türkleri ve Türkçeyi canlandırmak, milli ve dini değerlere sahip çıkmak ve Müslüman-Türk Kültürünü yeniden filizlendirmek için, milli kültür ve edebiyata öncelik verilerek düzenli bir şekilde Türkçe gazete ve mecmualar çıkarmaya başlarlar. Bu çerçevede ilk olarak 1944’te “Birlik Gazetesi” yayın hayatına başlar ve tüm Balkanlar’a dağıtılır.

Eş zamanlı olarak Üsküp radyosunda Türkçe yayınlara başlanılır. Proğramlar Türk kültürü ve islam dini ağırlıklıdır ve Türkçedir.

Milli Kültür ve bağımsızlığı vurgulayan piyesler oynanır, tiyatro gösterileri düzenlenir.

İlk Türk Okulu “Tefeyyüz” açılır. Okulda eğitimde kullanılmak üzere Türkçe kitaplar basılır. Türkiye’den kitaplar getirtilir.

Tamamen bir fikir klubü olarak faaliyet gösteren Yücel Teşkilatına 1943 yılında irtibat kurdukları Üsküp Türk Konsolosu Emin Vefa Gerçek ve 1945’te Belgrad Büyükelçisi Kâmil Koperler tarafından destek verilir. Ancak yeterli olmaz.

Teşkilatın gün geçtikçe tüm Balkanlar’da büyümesi dikkat çekmeye başlamıştır.

Üzerlerinde baskılar ve tehditler artmaya başlayınca, teşkilat Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı İsmet Paşa’dan yardım ve destek ister, ancak İsmet Paşa “Misak-ı Milli sınırları dışındaki Türk ve Müslüman varlığını kabul etmiyorum. Zaman çok vahimdir. Türkiye dışarıyla uğraşmamalıdır. Türkiye’nin başını ağrıtmayın” diyerek bu yardım ve destek talebini kabul etmez. Bu aşamadan sonra artık tamamen yalnız ve kendi kaderleri ile başbaşa kalmışlardır.

2. Dünya Savaşının bitiminin ardından 1945 yılında Josip Broz Tito liderliğinde yeni bir sosyalist devlet kurulacağı açıklanınca, muhtemel yöneticilerle görüşmelere başlarlar ve kendilerine Türklere de eşit haklar verileceği ifade edilince, kurulacak devlete destek vermeye karar verirler. Bu kararı almalarında, o dönemde Türkiye’nin daha doğrusu Türkiye’yi yönetenlerin kendilerine sahip çıkamayışı da etkili olmuştur.

Ancak gelişmeler tam tersi olur. Daha devlet yani Yugoslavya resmî olarak kurulmadan, anayasası ve yasaları bile yazılmadan “Yücel Teşkilatı” Türkiye casusluğu, silahlı isyancı örgüt ve vatan hainleri olarak nitelendirilerek tutuklamalar başlar. Oysa teşkilat silahlı olmadığı gibi, bir fikir klubü olarak kurulmuş ve faaliyetlerini bu şekilde yürütmektedir.

19 Ocak 1948’de başlayan sözde yargılamalar sadece 6 gün sürer. 27 Şubat 1948’de Şuayb Aziz İshak, Ali Adem Ali, Ali Abdurrahman Ali ve Nazmi Ömer Yakup halka açık bir yerde kurşuna dizilerek idam edilir. Maalesef bu cezaları veren mahkeme heyetinde Remzi Şakir isminde, Tito rejiminin işbirlikçisi bir Türk de vardır. Bunlar dışında ağır cezalara çarptırılan Türklerin sayısı başlangıçta bilinen 64 kişidir. Mallarına da el konulur. Müteakip aylarda sayı binlerle ifade edilir.

Bununla da yetinilmez, tüm Yugoslavya sınırları içerisindeki yüzlerce cami, han, hamam, mezarlık, çeşme ve diğer tarihi eserler yerle bir edilerek, Türklere ait izler tamamen silinmeye çalışılır.

İdam edilen bu 4 Kahraman Müslüman Türk’ün mezar yerleri kimseye söylenmez. Hâlen daha da mezarlarının nerede olduğu bilinmemektedir.

Devamı yıllarda Sosyalist Yugoslavya Türkler üzerindeki baskılarını artırır. Türklerin ellerinden malları mülkleri alınır, devlet kademelerinden uzaklaştırılır, göçe zorlanırlar.

1953 yılında Menderes Hükümeti döneminde Türkiye ile Yugoslavya arasında serbest göç antlaşması imzalanır ve 1957’ye kadar yoğun olmak üzere 1967 yılına kadar 200 binden fazla Makedonya Türkü Türkiye’ye göç ederek Anadolu’ya yerleşir ve ülkemiz tarafından kendilerine vatandaşlık verilir. Göç edenler arasında hareketin liderlerinden olup idam edilen Nazmi Ömer Yakup’un eşi Hacer Hanım ve kızı Ayla Hanım da vardır.

İdam edilen “Yücel Teşkilatı”nın kurucusu ve önde gelen liderlerinden olan 4 kahraman Türk’ün Aziz hatıralarına sahip çıkmak için Üsküp’te Tefeyyüz İlköğretim Okulu bahçesinde Makedonya Türk Sivil Toplum Teşkilatları Birliği (MATÜSİTEB) ve İHH işbirliğiyle anıt yaptırılmış ve 27 Şubat 2021 tarihinde açılışı yapılmıştır.

Gostivar’lı Hukukçu Salih Murat’ın “Bir milletin tarihi, yıkıldığı yerden başlar. Biz buralarda ne zaman yıkıldığımızı araştırırken, bütün yollar bizi Yücelcilere çıkarıyor” demesi oldukça anlamlı, üzücü, ibret verici ve tarihe not düşürücü niteliktedir.

Keşke diyorum bu mücadele, dünya çapında ses getirecek şekilde güzel bir yapımla sinema filmine dönüştürebilse. ABD kuruluşu aşamasında soy kırım uyguladığı Kızılderililerle mücadelesini dünyaya haklı ve kendisini sempatik göstermek için çektiği 100’lerce kovboy filmleriyle ve sonraki yıllarda yine rezil olduğu Vietnam, Kore, Afganistan Savaşları ve İran rehine operasyonu ile ilgili 10’larca film çekerek kendini tüm dünyaya kahraman gibi göstererek yıllardır beyin yıkıyor, biz ise bırakınız film yapabilmeyi, gerçek kahramanlarımızdan haberimiz bile yok. Öyle değilmi?

Bilinen bilinmeyen geçmişten günümüze tüm vatan kahramanlarımızın, şehitlerimizin ve gazilerimizin hepsinden Allah razı olsun. Vefat edenlere Allah’tan rahmet diliyorum, mekanları cennet olsun inşallah.

Yorumlar (1)
Yaşar Çiftci 2 hafta önce
Ülkemiz dışında nerede Türkler varsa hep azınlık oldu&u için zulüm görmüş ço&ubidam edilmiş, Saygıdeğer Müste#arım keşke bu konularda filmler çekilebilse ve Türklerin hep bu şekilde dışlanıp zulüm gördüğü dünyaya anlatılabilse, 2,5 milyon yahudi dünyayı aya&wckqldırıyor bir milyara yakın Türk bu konuda hiç bir girişimde bulunmuyor, bir kırımlı diye film çekildi tüm dünya stalinin kırım halkına uyguladığızulmü gördü kaleminize sağlık Saygıdeğer Müsteşarım