banner4
28.12.2020, 10:18 4165

         “Can taşıyan, yüreği atan her yaratığa acıyın! “

               

 Üzerimde hakkı olmayan tek insan göremiyorum bu dünyada!

Dünyada en sert ve en yumuşak madeni, kalp.

Ateşini bulsun; hemen değişir.

Muradım akreplerle halleşmek, onları okşamak!

Can taşıyan, yüreği atan her yaratığa acıyın!

Ağzından kemiğini çaldıran köpeğe, her parçası ayrı ayrı kıvranan solucana, tabanı yanan çakala!

Hepsinin üstünde insana; buruş buruş beyni, alnı ve çenesiyle gözyaşı döken insana acıyın!

Ona göre aile ve cemiyet terbiyesi…

Masallarda, karıncaları ezmemek için, ayağına çıngıraklı nalın giyen adam yerine, incecik manaları ezmeyeyim diye, toprakta basacak yer bulamayan çilekeş insanların topluluğu…

İçtiği suyu, olduğu gibi gözyaşına çeviren insanların cemiyeti...

Evet, Amerika da bir cinayet işlense dünya çapında bir ses bütün insanlığa sorsa;

Katil kim?

Benim diye bağırabilirim!

Soğuk kış geceleri, köprü altında yatan çıplakların vebalı benim boynumda, gömleğimin yakasında… İstersem çareme adli tıp baksın; fakat bir hastaneye girsem de, kan kanseri çeken sapsarı hastalar görsem, onları bu hale ben mi getirdim, diye düşünüyorum…

Merhamet, harikulade bir şey; içinde hayat kaynayan kazan.

Eğer ona uzanan eller arasında benim kan dolu avuçlarım olsaydı…

Ben suçluyum!

Bana acımak, merhamete mevzuunu kaybettirmek olur.

Bana acımayınız ki, bundan böyle acıyabilesiniz.

Göklerim merhamet dolu olduğuna inanıyorum. Bizse, umacı korkusuyla yorgan altına kaçan çocuk gibi, nefsimizin beton çatısını tepemize çekmiş, yaşamayı öldürüyoruz!

Yağmurun yalnız suyunu toplayabiliyoruz; ruhundan uzağız!

Hâlbuki ne güzel isim koymuşlar ona; Rahmet.

Ne duruyorsunuz?

Sökün sahte su borularını, ev ev merhamet şebekesini kurun!

Tepelerinizde ki çatıları da yıkın, göklerle temasa geçin!

O zaman göreceksiniz ki, acı su borularından kendi kendisine tatlı su akacak ve başlar üstünde güneşe yol veren kubbeler yükselecek!

Merhametin ukalası olmak, merhametsiz olmaktan beter!

Papazın yaptığı gibi, sadece edebiyatçı olmak da onu harcamak.

Yalnız duyalım, duygusunu arayalım, hayatını yaşayalım!

Kalbim bütün dikişlerinden yırtıldı; yine mühürü istediğim gibi açılmıyor. Beş dakika uyusam merhametsiz uyanıyorum. Yediğim yemeğin ilk lokmasında merhametli, son noktasında zalimim!

Ne yapayım ki, kin ve garez duygumu, kendime, bütün af ve merhamet hissimi dünyaya çevirebileyim?

Ne etsem, nefsim arkamdan onu salyasıyla kendisine göre mayalandırıp yutuyor, besleniyor. Hem benim nefsimi kıracak, hem de rahmetinden hiçbir şey kaybetmeyecek sistem!

Onu arıyorum!

Büyük meydana heykelimi dikmek yerine, leşimi katır iskeletlerinin yanına atacakları merhamet cumhuriyeti nerededir?

Bütün sınıflara paydos!

Dünyayı, hasta ve hastabakıcılarından iki sınıfa bölecek ve bir numaralı odaya, atom âlimlerini ve politikacıları yan yana yatıracak anlayışa yol var mıdır?

Yalnız acıyanlar ve acınanlar sınıfı…

İki yahut iç içe tek sınıf…

Gerisine paydos!

Acımıyorsun!

Acımak annelerin ilmi!

Birbirinize acımanız veya acımayı öğretmeniz için anne olmaya bakın.

Size anne olmaya bakın diyorum, beni anlıyor musunuz?

Nasıl anlayacaksınız?

Merhamet nedir, bilmeden anlamak olur mu?

İşi gücü zorla suç aramak olan insan, neden anlar?

Siz merhametten, acıma duygusundan yalnız kötülük doğacağına inanmışsınız.

Yerinde haklısınız. Fakat ondan ne büyük iyilik doğacağını unuttuğunuz için, en büyük hakkı kaybediyorsunuz.

Rahmet kaldırılmış sizin kalbinizden.

Buz çölünde yol alıyorsunuz!

Siz ağlayamazsınız! Ağlayabilseydiniz, anlayabilirdiniz!

Haydi, merhamet isteyenleri susturmaya gidelim!

Sonra bir kenara çekilip, biz de susar; yalnız ağlarız!

Necip Fazıl Üstadın “Reis Bey “ isimli dev eserinden, “merhamete dair” altını çizdiğim cümlelerden derlediğim bu yazıyı;2008 yılının son ayından başlayarak 2019 yılının son ayına kadar her yıl değişik sitelerde, zaman zamanda sadece sosyal medya hesaplarımda paylaştım.

2021 yılına girmeye sayılı günler kala, insanlığın aslında neye muhtaç olduğunu vicdanımıza nakşeden satırlarla dolu olan bu yazının bu defa “Vasat com” okuyucuları tarafından okunmasını istedim.

Savaşlar,  ekonomik krizler, insan hakları ihlalleri, çevreyi tahrip eden siyasi kararlar, doğal afetler, zenginin daha zengin fakirin daha da fakirleştiği, düşene bir tekmede en yakınından geldiği bir dünya ile karşı karşıyayız!

2020 yılının ilk günlerinden itibaren Çin kaynaklı, tüm dünyayı kasıp kavuran tarihin en büyük pandemisiyle karşı karşıya kaldık.

Bir kez daha insanlık ” mutsuz, umutsuz ve endişeli” bir geleceğe doğru yol almaya başladı.

Dünyada son bir yıl içerisinde hepimizi derinden sarsan, hayatlarımızı altüst eden “olağanüstü olaylara!” bir de “merhamet penceresinden” bakalım ve insanların kurtuluşunun “merhamet, vicdan ve adalet duygusunun” hayat haline getirilmesiyle olacağına yürekten inanalım!

Görüşmek üzere, Allah’a emanet olunuz.

Yorumlar (5)
Yahya Efendi 4 hafta önce
Merhamet ancak bu kadar güzel anlatılabilirdi.üstadın kalemine sağlık. sizede teşekkür ederim
Emel çolak 4 hafta önce
Mükemmel bir yazı Teşekkürler
Nurten 4 hafta önce
Duygulandım yazıyı okurken,Kaleminiz yüreğiniz var olsun
Aynur genç 3 hafta önce
Birbirinize acımanız veya acımayı öğretmeniz için anne olmaya bakın.Annelerin öldürülmediği bir yıl dilerim
Alparslan 3 hafta önce
Kalemin yüreğin var olsun dostum
-2°
sisli