banner4
26.07.2022, 19:19

Yaşanan Hayata Farklı Bakabilmek

Tarihsel süreç içerisinde İbn Kemal’in biyolojik yapıyla da uygunluk arz eden yaşam merkezli görüşlerine yakın pek çok açıklamanın yapıldığı da görülmektedir. Haddizatında gerek İbn Kemal ve gerekse de Çağlı, ecel ve ömür anlayışlarını yıl, ay, gün saat vs. takdirinden ayırarak, biyolojik bir değer olan nefeslerin takdirine çevirmişlerdir. Onlara göre ezelde takdir edilen şey, insanın yaşayacağı günleri değil, vücudunun yaşama kapasitesini sağlayan nefes olgusudur.

Nitekim bu temayı merkeze alan ve aklın üretimi gibi bağımsız şekilde duran hatta klasik yorumların dışında olaya bakabilen birisi olan İbn Kemal, yaşanılan ömrün insan davranışlarıyla olan bağlantısını şu şekilde izâh etmektedir: Eceller, nefeslerle kayıtlıdır. İnsanın varlık nedeni olan nefesler organizmanın bir parçasıdır. Bu yüzden, insan vücudunun nefes yeteneği, onu nasıl kullandığına göre artıp eksilebilir.

Faraza, herhangi bir lambanın içine 100 gr. gazyağı konulduğunda, onun eksik veya fazla yanması, lambayı idare edene bağlı olduğu gibi, insanın ömrünün uzun veya kısa olması da onu idare edene bağlıdır. Lambayı idare eden şahıs, onu her türlü haricî arızalardan korur, fitilini de itidalli kullanırsa, yağı tükeninceye kadar devam eder. Fakat lambayı koruyamaz, fitilini de idareli kullanamazsa, lamba ya bir kaza ile devrilir yahut çabuk yanar, yağı tükenince söner.

Sadece bu konuda değil, hemen her konuda ana ilkelerle çelişik düşünme eğilimi, galiba geçmiş ulemanın bir kısmının zihninde kalıcı umde şeklinde yerleşmiş gibidir. Nitekim ecel konusunda nispeten insan eylemlerini ön plana çıkaran ve bireysel özgürlüğe kapı aralayan bir yol izleyen İbn Kemal, yukarıda gösterildiği şekliyle oldukça nesnel olan açıklamalarının sonunda kişisel iradenin tasarruflarını değil, yine ezelî ilmin belirleyiciliğini ön plana çıkarmıştır. Onun yaklaşımına göre, insanın süreç içerisinde meydana getirmiş olduğu değişimleri de ezelî ilmin kapsamında bulunmaktadır.

Zira ömrün bu şekildeki değişimi de haddizatında tek ecel anlayışı içerisinde ele alınabilecek bir konudur. Mamafih İbn Kemal, “Ecel tektir, ancak bunun süresi de ilimle kayıtlıdır. Allah için her şey mâlumdur. O’nun ilmi de mâluma tabidir.” demek suretiyle, sonuçta geçmişte tesis edilmiş olan düşünsel geleneğin yedeğinde fikir serdetmiş olmaktadır.

Denilebilir ki, buradaki mâlum lafzı, insan eylemleri dâhil olmak üzere “her şeyi” kapsadığı için, ezeldeki takdirin dışarısında hiçbir şeyi bırakmamaktadır. Öyle ki İbn Kemal dâhil olmak üzere, klasik anlayışın besleyici aktörleri konumunda olan ulemanın ‘mâlum’ kavramıyla kastettiği şey, Yüce Allah’ın ezelî olan bilgisinin insan eylemleri de içinde olmak üzere her şeyi kuşatmış olduğu anlayışıdır.

Binaenaleyh insan eylemlerinin sahipliği noktasında bir türlü sadede gelemeyen bu algının dayanmış olduğu temel ilkeyi açıklayan şu alıntı, meramımızı anlatmaya kâfi gelecektir: Bu da yine ilm-i ilâhîde bellidir. Artışlar ‘ecel birdir’ kaziyesine aykırı olamaz. Çünkü ilim maluma tabi olduğundan, Hak Teâla, onun ne suretle ve vaziyetle davranacağını bildiği için ilm-i ilâhîde değişme husûle gelmez.

Onlara göre bir ömür aynı anda hem uzun, hem de kısa olamaz. İlk yorumu, yani zamirin yaşayan bir kişinin ömrüyle ilgili olduğunu ileri sürenlere göre ise, herhangi bir kişinin ömrünü öne çekmek mümkün ise de, bu kişinin ömrü yaşıtlarının ömründen uzun olamaz, eksik de olamaz. Kanaatimizce bu ikinci yorumu yapanlar, eğer ki ilgili görüşlerini birey için değil de cins için tanımlanmış bir husus üzerinden görebilmiş olsalardı, âyetin maksuduna en uygun fikri serdetmiş olacaklardı.

Mamafih ömür konusunda sünnetullah derecesinde bir kesinliği ifade eden bu hâl, nispeten daha mâkul düşünen İbn Kemal’in ifadelerinin aksine olarak, Müslüman çoğunluk nezdinde kabul görmemiş bir neticeden ibaret bulunmaktadır.

            Netice olarak diyebiliriz ki İbn Kemal, muhteşem irdeleme yeteneğine binaen konuyu da etraflıca işlemesine binaen pek çok detayı anlaşılır kılabilmiştir. Bunun gibi onun düşünce kalıbına uygun bir sonucu da ortaya koyabilmiştir. Onun tercihi “Allah’ın takdiri” yönünde olduğundan ötürü insan fiillerinin takdirini de bu meyanda ele almıştır. Yine ona göre insan özgürlüğü zaman ve mekân açısından Allah’ın takdirinin dışında değildir. Bu sebeple de son tahlilde eceller yani birey ve toplumun ömrü ezelî bilgi neticesinde daha baştan kayıtlıdır.

Yorumlar (0)
31
az bulutlu