banner4
28.05.2024, 12:12

TÜRK OLMAK-4

İTALYAN TURKOLOG'DAN TÜRKLÜK VE TÜRKİYE ÜZERİNE GÖRÜŞLER
(ALINTI/DERLEME)

1934’te italya/Roma’da dünyaya gelen, Roma Üniversitesi Edebiyat Fakültesinde yüksek tahsilini tamamlayan, Latince, Arapça, Farsça, İbranice ve Türkçe bilen, 1968 yılında Roma Üniversitesi Şarkiyat Enstitüsünde Türkçe öğretmenliğine başlayan, bu arada sık sık Türkiye'yi ziyaret ederek Türk kültür ve folklörü ile yakından ilgilenen Türkolog Ord. Prof. Dr. Anna Masala (1934-2015), sürekli Türkiye’ye gelerek Türkler ve Türk kültürü hakkında uzun araştırmalar yapmıştır. 

Yıllar sonra yayınladığı ‘Türkiye’ye Aşk Mektuplarım’ isimli kitabında, Türkiyeye ve Türklere olan sevgisini dile getiren Türkolog Ord. Prof. Dr. Masala Türk çocuklarını bakın nasıl tarif ediyor:

“Siz Türklere kompliman olmasın ama, çocuklarınızın hepsi güzeldir. Sadece güzel değil terbiyeli ve usludurlar. Gözlerinde ırkının güzelliği ve gururu parlar. Gençken Türk çocukları beni sokaklarda ‘abla’ diye çağırırdı. Sonra ‘teyze’ oldum.

Çok Türk çocuğu tanıdım ve onlarla ilgili çok anım vardır. Bir gün Ankara’da, Yenişehir sokaklarında oynayan bir çocuk grubu gördüm. O sırada bir askerî kamyon geçti. Çocuklar oyunu bırakıp hazırola geçerek, asker selâmı verince askerler de büyük bir ciddiyetle onlara aynı şekilde cevap verdi.

Yanımda bulunan babam: ‘Türk milleti budur, işte bu sebeple Türkiye’nin ebedî olduğuna inanıyorum.’ dedi.

Ben bir Türkolog olarak yer kürenin pek çok coğrafyasına gittim. Diyebilirim ki pek çok ulusun medeniyetinde bir Türk harcı, bir Türk esintisi bulmak mümkün.

Şunu da söyleyeyim özellikle: Bir Akdeniz bölgesi insanı olarak, okullarda bize öğretilen eski düşmanlarımızı da anlamak, bilmek istedim. Ama nasıl bir ders almış oldum bu çalışmalardan? Bir insan bilgili ise, bir insan arif ise, kendi tarihî düşmanını tanıyınca onu sevmeye başlayabiliyormuş. Öyle oldu bende. Orta okulda, lisede bir korsan olarak bize öğretilen Barbaros Hayreddin gide gide bir kahraman olmaya başladı gözümde.” diyen Anna Masala, “Büyük hayat Hocalarım” başlıklı makalesinde de aynen şöyle diyor: 

“Mevlana Celaleddin-i Rumi, Yunus Emre, Hacı Bektaş Veli kırk yıldan beri benim manevi hocalarımdır.” “Dahası, “Hocam” dediğim isimler bu isimlerle de sınırlı değil. Hacı Bayram Veli’den Eşrefoğlu’na, Hasan Dede’den Abdal Musa’ya ve tabi ki pir-i Türkistan Ahmet Yesevi’ye kadar daha nice isim var zihnimde ve gönlümde. Son dileğini ise “Bugün tek bir arzum var: Memleketimin, Avrupa’nın ve bütün dünya insanlarının Türkleri benim sevdiğim gibi sevmeyi öğrenmeleri. Benim hissiyatım nedir biliyormusunuz? Ben manevi bir Türküm”.

Hz. Mevlânâ’yı anma programlarında verdiği bir konferansında diyor ki:

‘Hz. Mevlânâ diyordu: “Ne olursan ol yine gel.” Hz. Bediüzzaman ne diyordu: “Kim olursa olsun, madem imanı var, o noktada kardeşimizdir.” Bu itibarla diyorum ki: O asırda Mevlânâ Celaleddin Rumî, bu asırda Bediüzzaman Said Nursî”.

Ord. Prof. Dr. Anna Masala, Türkiye’deki anılarını "Türkiye'ye Aşk Mektuplarım" adlı bir kitapta toplamasının yanında "Yunus Emre", "Oğuz Kaan Destanı", “Türk Türküleri”, "Poesia Turca Moderna (Çağdaş Türk Şiiri) (1972)” “Mehter”, “Yunus Emre”, “Bediüzzaman Said Nursî (1978)”, “Cahit Külebi'nin Şiirlerinden Çeviri (1986)”, “Feyzi Halıcı Şiirlerinden Seçmeler (1987)” ve "Türk Halk Aşıkları" isimli kitaplar da yazmıştır.

Yorumlar (0)
12
az bulutlu