banner4
01.08.2022, 09:42

ŞEYH CEMİL (NARDALI) VE OBALAR MÜFREZESİ 

Nüfusta resmî adı İsa’dır ancak Şeyh (Şıh) Cemil (Nardalı) olarak bilinir.

1875 yılında Adana’da doğmuştur.

Babası Molla Mesut özellikle Güney Adana’da etkili ve saygın bir kişiydi. Şeyh Cemil, ailesiyle birlikte sakin ve mütevazi bir yaşam sürerken, 43 yaşında (1918 yılında) kendisini Adana’nın fransız ve ermenilerden kurtuluşu mücadelesinin içinde bulur.

Kardeşleri, fransız ve ermeni askerleri tarafından nar ağacı dallarıyla dövülerek öldürüldüğü için, kendileri bu acıları unutmamak için “nardalı” soy ismini almışlardır.

O dönemlerde, Abidinpaşa caddesinde Tepebağa çıkan ve Ağva Palasa yakın olan, eski adıyla Tan sinemasının yanındaki sokakta bulunan kilisenin avlusundaki Zangoç’un Evi (Merkez Bankası binası olarak düzenlenen alan), işgalciler tarafından işkencehane olarak kullanılıyordu.

Türk ve Müslüman insanlara, kadın, yaşlı, çocuk demeden akıl almaz işkenceler ve katliamlar uygulanıyordu. Ölüm çengelleri en sıradanı idi.

Daha çok ermenilerin yaptığı ve fransızların çanak tuttuğu ve koruma sağladığı bu işkencelerin haddi hududu kalmamıştı. Ermeniler, 1905 yılı 31 Mart Vakasının hemen ertesinde Adana’da çıkardıkları ve başaramadıkları isyanda, “igtişaşta” ölen ermenilerin intikamlarını aldıklarını söylüyorlardı.

İşgalin ilk başladığı 18 Aralık 1918’den itibaren şehrin kurtuluşuna kadar geçen sürede, ermeni çete reisi Şişmanyan liderliğinde ve fransızların himayesinde akla hayale gelmeyecek zulümler yapılıyordu. Özellikle de 10 Temmuz 1920 tarihinden itibaren iyice azıtmışlardı. Ermenileri koruyup teşvik eden de Fransız General Duffieux idi.

İşte tam da bu dönemde, Adana’nın işgali ve fransız ve ermenilerin tecavüzler, işkenceler ve katliamlar yaptıkları o insanlık dışı yıllarda, kendisine bağlı olan ve komutanı olduğu 500 kişiyi bulan “Obalar Müfrezesi” ile Şeyh (Şıh) Cemil, işgalci fransız ve ermenilere karşı mücadele etmeye başlamıştır. Kendisinin ve ailesinin yıllardan beri yaşadığı bölgeye (Adana’nın güneyine) işgalcileri sokmamıştır. 

İşgalin ve zulmün en cafcaflı dönemi olan ve “Kaç Kaç Zamanı” olarak adlandırılan dönemde, fransız ve ermeni askerleri tarafından işkence ve tecavüzlere maruz kalan savunmasız ve masum Türklerin Adana’dan ayrılıp Toroslara sığınması çabaları sırasında, kaçmaya çalışan özellikle kadın ve çocuklardan oluşan Türk gruplarının üzerine fransız uçaklarınca havadan çivi, kurşun ve bomba yağdırılıyor, karadan da ormanlık alanlarda kamufle olup siper alan fransız ve ermeni askerleri tarafından mitralyözlerle taranarak öldürülüyorlardı. 

Böyle bir dönemde, önce onlara evinin kapısını açmış, daha sonra da müfrezesiyle birlikte bir güvenlik koridoru oluşturmuştur.

Kimi zaman evinde 100’lerce masumu saklamış, onların karınlarını doyurmuş, üstlerini başlarını temizletmiş, hamamda yıkanmalarını temin etmiş, yaralarını sardırmış, küçük çocuklara uygun yiyecekler hazırlatmış ve güvenli bir şekilde intikallerini sağlamıştır. 

Kayıtlara göre bu dönemde kendisi 80.000’den fazla Müslüman Türk’e kucak açmıştır.

“Kaç Kaç” ismini veren de, propagandasını yapanlar da ermeniler ve fransızlardı. 1789 fransız ihtilalinde uygulanan bir taktikti. İnsanları bir araya gelip kendilerine karşı direnişi örgütlemesinler diye panik yaratıp kaçmaya zorlarlar, kaçanları kaçış yollarında imha ederler ve kalanları da kaçmaya zorlayarak aynı planı uygularlardı. Böl-parçala-yut stratejisinin bir başka uygulama yöntemiydi yani.

Mustafa Kemal Paşa Pozantı’da bir kongre yaparak o yörenin halkını da bilinçlendirip cesaretlendirerek milli mücadeleye katılmaya davet etmek istediğinde, Pozantı’ya gidebileceği tek bir yol vardı: “Obalar Yolu”. Obalar Yolu, Şeyh Cemil ve müfrezesinin kontrolündeki tek güvenli güzergahın adı idi.

Şimdiki adı “Akkapı” olan obalar yolundan 5 Ağustos 1920’de Mustafa Kemal Paşa Fevzi Çakmak Paşayla birlikte Pozantı’ya geldiğinde, karşılayan da, güzergahta ve Pozantı’da onların güvenliğini sağlayan da Şeyh Cemil ve müfrezesi idi.

Vefat ettiğinin ertesi günü mahalli bir gazete olan Vatandaş Gazetesinde bir yazı yazan milli mücahitlerden Memduh Çelik kendisi için “tahsilini, ilim ve irfanını babasından öğrenmişti. Oldukça bilgiliydi, usturlab ilmine (Gökbilimi-Astroloji) vakıftı. Vatansever, namuslu ve faziletli biri idi” demiştir.

Obalar ismi Cadde olarak bugün balıkçılar pazarından başlayıp birçok mahallenin sınırını çizerek gülbahçesi mahallesinde son bulmaktadır, ayrıca Obalar bugünkü Akkapı, Dağlıoğlu ve Gülpınar, Dumlupınar mahallelerini kapsayan bir bölgenin ismiydi.

Şeyh (Şıh) Cemil Nardalı ve ailesinin yaşadığı konak bugün Adana/Seyhan Akkapı semtinde kurtuluş müzesi olarak hizmet vermektedir.

10 Kasım 1955 tarihinde 80 yaşında vefat etti.

Allah rahmet eylesin, mekanı cennet olsun..

Yorumlar (0)
31
az bulutlu