Son Dakika
banner1

TBMM Başkanı Şentop’tan Enis Berberoğlu kararına ilişkin açıklama

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Mustafa Şentop, “Anayasa Mahkemesi kararı dikkatle okunduğunda, onu iptal ettiğine dair kesin hükmü veya ortadan kaldırdığına dair bir ifade, bir hüküm yok, zaten böyle bir karar veremez” dedi.

POLİTİKA 13.10.2020, 14:50
3
TBMM Başkanı Şentop’tan Enis Berberoğlu kararına ilişkin açıklama

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Mustafa Şentop, “Anayasa Mahkemesi kararı dikkatle okunduğunda, onu iptal ettiğine dair kesin hükmü veya ortadan kaldırdığına dair bir ifade, bir hüküm yok, zaten böyle bir karar veremez” dedi.

TBMM Başkanı Mustafa Şentop, Ankara’nın başkent oluşunun 97. yılı dolayısıyla Altındağ Belediyesi tarafından düzenlenen “150 Dönümlük Alanda 5 Bin Ihlamur Fidanı Dikim” programına katıldı. Program sonrasında basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Şentop, Anayasa Mahkemesi’nin CHP eski Milletvekili Enis Berberoğlu hakkında verdiği karara ilişkin, “Malum, Anayasa’nın 83. Maddesinin 2. Fıkrasına göre kesin hükmün TBMM Genel Kuruluna bildirilmesi ile milletvekillerinin milletvekilliği düşer. TBMM, milletvekilliğinin düşmesiyle ilgili herhangi bir karar almadı, hatta buna bir işlem bile denemez. Sadece bir bildirim yapılmış oldu. Bu kesin hükümle ilgili sürecin tamamlanması mahiyetindeydi” ifadelerini kullandı.

“ANAYASA MAHKEMESİ KARARI DİKKATLE OKUNDUĞUNDA, ONU İPTAL ETTİĞİNE DAİR KESİN HÜKMÜ VEYA ORTADAN KALDIRDIĞINA DAİR BİR İFADE, BİR HÜKÜM YOK, ZATEN BÖYLE BİR KARAR VEREMEZ”

Anayasa Mahkemesi’nin bireysel başvuru neticesinde “hak ihlali” kararı verdiğini anımsatan Şentop, şunları kaydetti:

“Anayasa Mahkemesi bireysel başvuruda yargı kararlarıyla ilgili yapılan bireysel başvuru müracaatlarında kesin hükmü, yargı kararını iptal eden veya ortadan kaldıran bir karar vermiyor. Eğer böyle olsa, Anayasa Mahkemesi’ni Yargıtay’ın üzerinde, Danıştay’ın üzerinde bir süper temiz mahkemesi olarak kabul etmek gerekir ki; Anayasa’daki düzenlemeler, yetki dağılımları dikkate alındığında böyle bir durum yok. Onun için Anayasa Mahkemesi kararı dikkatle okunduğunda, onu iptal ettiğine dair kesin hükmü veya ortadan kaldırdığına dair bir ifade, bir hüküm yok zaten böyle bir karar veremez” diye konuştu.

“BİZİM BAKTIĞIMIZ ŞEY, KESİN HÜKMÜN HUKUKİ VARLIĞIYLA İLGİLİ DURUMDUR. ANAYASA MAHKEMESİ’NİN KARARI BUNU HENÜZ ORTADAN KALDIRMAMIŞTIR”

Anayasa Mahkemesinin verdiği ihlal kararı neticesinde yeniden yargılama kararı verdiğini ve bu kararı ilk derece mahkemesine gönderdiğinin altını çizen Şentop, "İlk derece mahkemesinin bu konuda vereceği karar önemli. Bizim baktığımız şey, kesin hükmün hukuki varlığıyla ilgili durumdur. Anayasa Mahkemesi’nin kararı bunu henüz ortadan kaldırmamıştır. Kesin hükmün varlığıyla ilgili bir yeni durum ortaya çıktığında bunu şüphesiz değerlendireceğiz" dedi.

TBMM’nin bütün Türkiye’deki kurumlarda olduğu gibi anayasa, iç tüzük ve kanunlara göre hareket ettiğini anlatan Şentop, “Şüphesiz, hukukçu olmayanların diledikleri gibi değerlendirme yapmaları mümkündür. Türkiye’de fikir hürriyeti, ifade hürriyeti vardır. İfade hürriyeti sadece doğru değerlendirmelerin yapılması hürriyeti değildir, yanlış değerlendirmeler, tamamen saçma değerlendirmeler de ifade hürriyeti kapsamındadır. Ama sonuç itibariyle anayasa, iç tüzük ve kanunlara göre bakıp karar vermek durumundayız. Ancak, kesin hükmün ortadan kalkması halinde bu konuyla ilgili bir değerlendirme yapılabilir” şeklinde konuştu.

Bir gazetecinin, kesin hükmün ortadan kalkması halinde bir milletvekilinin iade edilmesi için nasıl bir yol izleneceği ile ilgili sorusu üzerine Şentop, bu konuyu konuşmak için erken olduğunu belirterek, “O konuda mutlaka bir hukuki yorum, formül ve karar verilecektir” ifadelerini aktardı.

“Anayasa Mahkemesi kararının geciktiğini düşünüyor musunuz?” sorusu üzerine ise Şentop, kendilerinin kararı beğenip beğenmemelerinin mevzu bahis olmadığını dile getirdi.

Hukukçu olarak farklı görüşlerinin olabileceğini, mahkeme kararlarını yanlış bulabileceklerini anlatan Şentop, mahkeme kararlarına uyma mecburiyeti olduğunu vurguladı.

Yargıtay kararı neticesinde kesinleşen bir hükmün olduğunu anımsatan Şentop, “Bunun içeriğiyle ilgili, yani ‘dokunulmazlığı yeniden kazanılması’ ile ilgili benim görüşüm Yargıtay’ın yorumundan farklıydı. Ama görüşüm farklı diye Yargıtay’ın kararını uygulamamazlık yapamazdım. Anayasa Mahkemesi kararı ile ilgili de değerlendirmeler yapılabilir. Çok uzun sürdü. Bu konuda bir adım atılması gerekir. Anayasa Mahkemesi’nin, sınırlı bir süre içerisinde özellikle bu konuda; milletvekilliğinin düşmesine sebebiyet verecek hususlarda daha hızlı, daha kısa bir zamanda karar vermesini sağlayacak düzenlemeler yapılabilir. Aşağı yukarı 2 yıla yakın bir zaman geçiyor bireysel başvurudan sonra, çok uzun bir zamandır. Kararın içeriğiyle ilgili de farklı görüşlerim var bazı noktalarda ama nasıl Yargıtay’ın kararı bir kararsa, Anayasa Mahkemesi’nin kararı da bir mahkeme kararıdır. Bu herkesin, özellikle kararın muhataplarının ve hukuki süreçler içerisinde adım atması gerekenlerin bağlayıcı olduğunu, bu kararın ifade etmek isterim” dedi.

“SADECE 2023’TE DEĞİL, ONDAN SONRA DA ERKEN SEÇİM TÜRKİYE’DE OLMAZ, HEP VAKTİNDE YAPILIR”

Erken seçim iddialarıyla ilgili sorulan bir soru üzerine Şentop, erken seçim konusunun, önceki sistemin bazı kötü alışkanlıkları olduğunu dile getirerek, “Siyasi tartışmaya girmek istemem. Daha önceki hükümet sisteminde erken seçim kararı almak kolaydı. Meclis’te nitelikli çoğunluk aranmıyordu bu konuda karar alınabilirdi. Türkiye, zamanında seçim yapmamakla meşhur bir ülkeydi o dönemlerde, bu hükümet sistemi değişikliğinin en önemli hedeflerinden birisi de Türkiye’de sık sık erken seçimlerin yapılmasını ortadan kaldırmaktı. Bu sebeple yapılan değişiklikle, erken seçim kararı almak zorlaştırıldı. Ya Cumhurbaşkanı böyle bir kararı alabilir, böyle bir karar aldığı zaman hem meclisin seçimleri hem Cumhurbaşkanlığı seçimleri yenilenir ya da meclis bunu alabilir, Bu da ancak 5’te 3’lük çoğunlukla olabilir, 360’ın üzerinde bir sayı gerekebilir. Bunlar, zaruri bir ihtiyaç olduğu zaman seçim kararı alınabilsin diye anayasaya konulmuş hükümlerdir. Ama bir taraftan da ‘sık sık, keyfi olarak, şartları, konjonktürü sadece dikkate alarak’ seçim kararı alınmasın diye de konulmuş hükümlerdir. Bu bakımdan, anayasadaki bu realite karşısında ben erken seçim kararı almanın çok çok zor olduğu kanaatindeyim. Erken seçim konusu, önceki sistemin bazı kötü alışkanlıklarıdır. Bu sistemde bu anlamda bir adım atabilmek zorlaştırılmıştır. Bu, bu sistemin de bir özelliğidir. Benim kanaatimce, seçimler bundan sonra Türkiye’de hep vaktinde yapılır. Sadece 2023’te değil, ondan sonra da erken seçim Türkiye’de olmaz, hep vaktinde yapılır, amaç buydu zaten.”

(Mevlüt Hasgül /İHA)
Yorumlar (0)
18°
açık