Son Dakika
banner1

31 Mart yeni bir siyasi milat mı?

Maurice Duverger Siyasi Partiler isimli klasikleşmiş kitabında siyasi partilerin kriz döneminde kuruluş dönemlerindeki reflekslerine döndüğünü söyler. AK Parti'nin kuruluş dönemlerinde bürokrat ve teknokratlardan ziyade farklı toplumsal kesimlere ve siyasetçilere dayanarak siyaset arayışıyla kendine ve Türkiye'ye çözüm yolu aradığı hatırlanırsa, AK Parti'nin yapması gereken ve yapabilecekleri de bir kez daha söylenmiş olacaktır.

POLİTİKA 06.04.2024, 11:04
31 Mart yeni bir siyasi milat mı?



31 Mart yeni bir siyasi milat mı?
31 Mart 2024 yerel seçimleri, Türkiye siyasetini ve siyasi partiler yelpazesini etkileyecek bir şekilde sonuçlandı. Seçim sonuçları, eğer bu sonuçların doğru yorumlanması neticesinde siyasi tedbirler alınmazsa belediye başkanlıkları ve il genel meclislerinin ötesinde farklı siyasi sonuçlar da doğurabilir. ABD Başkanlarından Abraham Lincoln'un söylediği gibi "Seçim, kurşundan bile etkilidir." Demokratik rejimlerde seçimlerin kalıcı siyasi etkileri olur. 31 Mart 2024 seçimleri bu bakımdan Türkiye siyasi tarihinin akış çizgisini ve siyasi dengeleri değiştirebilecek bir potansiyeli barındırıyor.

2019 yeterince değerlendirilmedi

31 Mat 2024 seçimlerini değerlendirmeye gelmeden önce 2019 yerel seçimlerini ve bilhassa İstanbul Büyükşehir Belediyesi seçimlerinin iptal edilmesiyle yenilenen bir tür ikinci tura dönüşen seçimleri de yeniden düşünmek isabetli olacaktır. 2019 yerel seçimlerine İyi Parti genel Başkanı Meral Akşener'in teklifiyle ittifak halinde giren muhalefet cephesi İstanbul ve Ankara başta olmak üzere birçok büyük şehirde belediye başkanlıkları kazandı. Bu başarıda muhalefetin ittifak halinde girmesinin sinerjisi, doğru adaylar belirlenmesi, doğru seçim stratejisi ve etkili seçim kampanyasının yanında AK Parti'nin 15 Temmuz'dan sonra kendi belediye başkanlarını görevden alması, yanlış adaylar, seçim stratejisi ve seçim kampanyasındaki problemler vs gibi bir çok hatası da etkisi oldu. Bu hatalara Ekrem İmamoğlu'nun kazandığı seçimlerin iptal ettirilmesi ve yenilenen seçimdeki büyük bir farkla yaşanan mağlubiyet de eklenmişti. AK Parti'nin 2019 seçim mağlubiyetlerini Türkiye genelindeki oylarını muhafaza etmesi ve iktidarda olması gibi sebebiyle yeterince değerlendirdiğini söyleyemeyiz. AK Parti 2019 seçimlerini değerlendirerek yeterli tedbirleri al(a)madığı için, 2024 yerel seçimlerine giderken muhalefet 2019'da elde ettiği avantajları geliştirerek, AK Parti içine düştüğü dezavantajları telafi etmeyerek seçimlere girdi. AK Parti'nin özellikle İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlık seçiminin yarattığı tahribat ve bunun seçmenler için emsal teşkil etme ihtimali üzerinde yeterince durmamasının çok olumsuz sonuçları oldu.

AK Parti'nin 2023 Cumhurbaşkanlığı seçimlerine giderken Millet İttifakının içindeki problemler ve muhalefet cephesinin kazanacak aday önceliğinden vazgeçerek Kemal Kılıçdaroğlu'nu aday göstermesinden dolayı yakaladığı avantaja rağmen, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ancak ikinci turda kazanılabilmesi üzerinde de yeterince durmadığı anlaşılıyor. Halbuki 14 Mayıs ve 28 Mayıs Cumhurbaşkanlığı ikinci tur 2023 seçimleri, 31 Mart 2024 seçimleri için çok önemli veri setleri içeriyordu. Bu veri setlerinin başında mesela İstanbul'da Kemal Kılıçdaroğlu gibi muhalefetin zayıf bir isminin dahi, iktidarın en güçlü ismi Recep Tayyip Erdoğan karşısında fazla oy alması vardı. Bu veri başta olmak üzere küçük partiler etrafındaki hareketlilik özel olarak çalışılması gereken problemli alanlara işaret ediyordu.AK Parti bu problemleri alanların üzerinde durmayı ve tartışmayı ihmal etti.

Zafer mahmurluğu

2023 Mayıs seçimleri Cumhur İttifakında ve AK Parti'de bir zafer mahmurluğuna yol açtı, dış politika öncelikleri Mayıs seçimlerinin önceliklerini arka plana itti ve ekonomik program ise AK Parti'nin seçimlerde ekonomiyi kullanmasını engelledi. AK Parti Mayıs 2023 seçimlerindeki zaferine rağmen, seçim öncesinin siyasi söylemini, dış politikayı ve ekonomiyi kullanamayacak bir sınırlanmışlıkla 2024 yerel seçimlerine gitmek durumda kaldı. Bu yüzden en basitinden emeklilere yönelik bir hamle yapılamadı ve ekonomik vaatlerde bulunulamadı.

Mayıs 2024 seçimleri muhalefette ciddi bir iç hesaplaşmaya yol açtı. AK Parti cephesi muhalefetteki iç hesaplaşmayı muhalefetin yeniden bölünmesi olarak okudu, ittifak ve parti içi çatışmaların yerel seçimlerde Ak Parti için yaratabileceği avantajları hesap etti. Halbuki sonuçlar bunun tam tersi oldu CHP içinde hesap edilemeyen genel başkan değişikliğiyle Kemal Kılıçdaroğlu ve hizbi tasfiye edildi. Ekrem İmamoğlu'nun İstanbul Büyükşehir Belediyesinin lojistik desteğiyle Özgür Özel, CHP Genel Başkanı oldu. CHP'deki aday belirleme tartışmaları da CHP'nin bu değişimle toplumdan aldığı kredinin görülmesini engelledi.

Öte yandan Meral Akşener'in İyi Partisi, yanlış strateji ve sert siyasi söylemlerin etkisiyle bilhassa İstanbul ve Ankara'da adeta eridi. AK Parti, İyi Parti'nin savrulma ve hataları karşısında da azami faydayı sağlayacak bir strateji belirleyemedi.

Mayıs 2023 seçimlerinde küçük partilerin etkisi ve bu bağlamda Yeniden Refah Partisi'nin potansiyeli fark edildiği halde, YRP'nin Cumhur İttifakı içinde tutulamaması da 2024 seçim sonuçlarına yol açan tercihlerden biri olarak kaydedilmelidir.

DEM Parti'nin Ekrem İmamoğlu üzerinden "kent uzlaşısı" adı altında gerçekleştirdiği işbirliğini de AK Parti'nin okuyamadığını söylemeliyiz. Bu yüzden yanlış hesaplar yapıldı, yanlış hesaplar da yanlış formüllere yol açtı. Mesela DEM Parti- Ekrem İmamoğlu işbirliği daha erken fark edilebilseydi hem buna karşı YRP başta olmak üzere Cumhur İttifakını tahkim etmek hem de siyasi söylemi buna göre inşa etme imkanı olabilirdi. Bu hesaplar doğru yapılmadan tayin edilen adaylar ve siyasi söylemlerin sahada işlemediği görüldü. Bunun üzerine ekonomik problemler ve AK Parti'nin Orta Vadeli Ekonomik Program sebebiyle kısıtlanış olması sebepleri de eklenince 2024 yerel seçimlerinde ağır bir mağlubiyet ortaya çıktı.

50 yıl sonra bir ilk

Cumhurbaşkanlığı sistemi sayesinde siyasi istikrarı sağlamış olduğunu düşünen milliyetçi muhafazakar seçmen bu biriken hatalara karşı yerel seçimlerde bir dengeleme ve ders verme kararıyla beraber bir kısmı sandığa gitmeyerek, bir kısmı geçersiz oy vererek, bir kısmı da muhalefete oy vererek yaklaşık 50 yıl sonra CHP'yi en çok oy alan parti haline getirdi. AK Parti kurulduktan sonra girdiği her seçimde birinci parti olurken, ilk defa bu seçimde ikinci parti oldu. Daha da önemlisi AK Parti ilk defa 3 Kasım 2002'de aldığı yüzde 34 oyun altına düştü. Seçim sonuçlarıyla beraber Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşana ve AK Parti'de MKY toplantısında açıkça AK Parti'yi eleştirene kadar parti yetkilileriyle beraber AK Parti'ye yakın yorumcuların büyük çoğunluğunun sessizlik ve şaşkınlıkları da kayda değerdir.

31 Mart seçim gecesi Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın tek başına geleneksel balkon konuşmasını yapması, milli iradeye saygısını ve bundan ders çıkarılacağını söylediği konuşmadaki siyasi olgunluk, AK Parti çevrelerini de rehabilite etti. 3 Nisan 2024'de Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın başkanlığında gerçekleşen AK Parti MKY toplantısında ortaya konulan çerçeve, eğer içi doldurulabilirse "umut" verebilecek bir zemin sunuyor. Bu zeminin hayata geçebileceği zaman da, AK Parti'nin önümüzdeki seçimsiz dört yılda saklı...22 yıl iktidarda bulunan bir partinin kendini eleştirebilmesi muhakkak zor ve takdir edilmesi gereken bir performanstır. Ancak bu eleştirilerin hayata geçirilebilmesi, eleştirileri dile getirmekten çok daha zordur. Büyük işletme ve kurumların değişmesi, yenilikleri görerek onlara uyum göstermesi fevkalade zordur. AK Parti bütün bu zorlukları aşmak için Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın karizmasının yanına, harekete geçebilecek bir kurumsal kimlik ve asabiyye (birlik ve dayanışa duygusu) inşa edebilecek mi acaba? AK Parti'nin bunu yaparken artık daha güçlü imkan ve motivasyona sahip muhalefetle yarışmak zorunda olduğunu da unutmamak lazım. Maurice Duverger Siyasi Partiler isimli klasikleşmiş kitabında siyasi partilerin kriz döneminde kuruluş dönemlerindeki reflekslerine döndüğünü söyler. AK Parti'nin kuruluş dönemlerinde bürokrat ve teknokratlardan ziyade farklı toplumsal kesimlere ve siyasetçilere dayanarak siyaset arayışıyla kendine ve Türkiye'ye çözüm yolu aradığı hatırlanırsa, AK Parti'nin yapması gereken ve yapabilecekleri de bir kez daha söylenmiş olacaktır. Bunun için AK Parti'nin içine etrafına öbeklenmiş bürokratik ve teknokratik zümrelerin ve seçim sonuçlarını dahi telaffuz etmekten korkan okur yazar grubundan kurtularak partiyi topluma ve sandıktan çıkan gerçeklere açacak esaslı bir dönüşüme ihtiyacı vardır. Önümüzdeki dört yılda güneş görmüş buz gibi erimemenin başka bir yolu mümkün görünmüyor.

Cumhurbaşkanlığı sistemi ve altın kıymetindeki 4 yıl.

[email protected]

Yorumlar (0)
12
az bulutlu