banner4
24.11.2021, 11:04 215

Partiler Başkanlık Sisteminden Korkuyorlar

Siyasi parti ittifakları eski sistemde seçim sonuçlarından sonra koalisyon ihtimaline yönelik gündeme gelirdi. Sistem değişeli dört yıl oldu. Partiler, halkın referandumuyla gelen yeni sisteminin alt yapısını tamamlamak yerine seçimde ittifak gündemleri ile gün geçiriyorlar. Gözleri bir şey görmüyor. Kulakları bir şey duymuyor. Dilleri bir şey söyleyemiyor. Piramidin ucunda oluşturacakları ittifakların havasından da geçilmiyor.

Eğer yanılmıyorsak; yasal alt yapısı tamamlanan başkanlık sisteminde ülke de en fazla iki buçuk partili bir tablo oluşacak ve vatandaşların siyasetle uyuyup siyasetle kalkması ve oyalanması önlenecekti. Lakin her eksiklik bir boşluk yaratır ve o boşlukta yaşamak isteyenler elbette olacaktır. Dört yıl önce halkın sandık iradesiyle kabul edilen Başkanlık sistemi KHK’larla yaşatılmaya mahkum bırakılmıştır. Bundan elbette meclisteki tüm partilerin payı vardır.

Önümüzdeki 2023 ve 2024 seçimlerinde ittifaklardan ziyade zıtların birliği sahneleniyor. Siyasette ve ekonomide gidişat gergin ülke tablosunu barikatlaştırıyor. Şimdilik görülen iki ittifaktan; “Cumhur İttifakı” başkan adayı konusunda rahat ama “yüzde elli artı bir”i bulmada ve birçok konuda rahat olmadığı görülüyor... Başkanlık sistemine sahip çıkmayan “Millet İttifakı” ise gireni çıkanı pek belli olmayan kaygan ve kaçak bir inşaat gibi, ne sütunu belli ne çatısı... Herkes kendi ölçülerine göre bir devlet başkanı aramakla meşgul...

Birleştikleri tek nokta; sistemin halkı “tek adam”a baskıladığı ithamıdır. Ardından da “Başkanlık sistemini istemezük”“Parlamenter sistem daha iyiydi kardeşim“ demeleridir. “Küçük olsun, benim olsun” diyen eski yeni ezberci siyasi liderler korosu bu propaganda ve ajitasyonlarını inatla sürdürüyorlar. Elbette tepkiler ve karşı düşünceler birer demokratik haktır. Ne var ki halkın referandumundan geçmesine rağmen yeni sistemi alt yapısız ve yeni anayasasız bırakmak, antidemokratik mecralara mahkum etmek, ilgisiz kalmak ne kadar demokratlık ise…

Yukarıda da belirttiğimiz gibi halkın referandumuyla gelen yeni sistem üzerinden koca dört yıl ve iki genel, bir yerel seçim geçti. Yasama sürecinin tıkanmaması için yaratılan “Cumhur İttifakı”nın zorunlu sebepleri balık hafızamızdan kolayca silinmişe benziyor. HDP de dahil siyasi muhalefeti temsil edenler, bir türlü yeni sistemin eksiklerini bilerek gidermeye yanaşmadıklarını unutuyorlar. Sistemin alt yapı ihtiyaçlarına yabancı kalanların ve tekçilikten söz edenlerin hiç günahı ve sorumlulukları yokmuşçasına siyasi hovardalıkla avunuyorlar.

Evet dört yıldan beri bozuk plak gibi yaptıkları analizlerde tekrarlayıp durdukları şu iki kelimelik, iki cümleden; ”Parlamenter sisteme döneceğiz” ve “Güçlendirilmiş parlamento”, sözünden başka bir şey söylediklerini gören var mı? Demokrasi için zorunlu Kürd demokratik hakları üzerine sloganımsı duygusallığın ötesinde bir şey duyan var mı? Kısaca, “Millet İttifakı” başkanlık sisteminden halkı uyutma salıncağı olan “parlamenter sisteme nasıl U dönüşü yaptırırız sendromunda havale geçiriyorlar. Verdikleri görüntülerde ise;“Korkak Bezirgan, ne kar eder ne ziyan” mantığını aşamıyorlar.

Tekçi ulus mantığı anlamında “Millet İttifakı”nın Erdoğan’a karşı şartlanmışlığı olmasa, ulus devlet kriterleri anlamında her iki ittifakın birbirinden farklı bir albenisi görünmüyor. Birbirlerini anti milliyetçi, anti demokrat olmakla itham etme dalaşından da imtina etmiyorlar. Bu fasit dairenin henüz dışında olduğu söyleyen ve kendisine henüz ne yapması emredilmemiş HDP’ye, HDP de onlara şimdilik ve ancak efeleniyor. Sanırız Kürdlerin büyük ekseriyeti kendi penceresinden bakarken, bugün oluşan siyasi tabloda “Çözüm Süreci”nin bypass edilmesine sebep olan, ulus devletin şoven damarını kabartan ikizlerin payını unutmamıştır.

Tüm partilere ve tek tek görüşlere dahi saygı duyarız ama bize göre parlamentoya dönüş artık eskimiş siyasi bir tezdir. Parlamenterizm ülke vatandaşlarına yeni ve çağdaş bir yol sunamaz diye düşünüyoruz... Masaya konulmak istene yüz yıllık eski bir siyaset parlamenterizimdir. Yanın da en büyük ara sıcak, 12 Eylül 1982 anayasası ısıtılıp yeniden sunulmak isteniyor. Bu ülkede tekçi ulus devlet sınırlarını aşmayı zorlayan Sayın Erdoğan’a terör ikizleriyle engel olanlar, onu bugünkü çıkmaza mecbur edenler bilinmeyen unsurlar değil…

Bu nedenle vatandaşa “bugün git, yarın gel” demek özlemini çekenler kadar, siyasi sahnede yanaşık düzende yeni görüntü verme çabalarını anlıyoruz. Eski düşüncelerini yeni bir şey miş gibi kabullenmek, onlara katılmak ülkenin güncel ihtiyaçlarından uzaklaşmak, tedavülden kalkmış siyasi bir tercihe evet demektir. Bakınız, özledikleri parlamenterist sisteme hazırlık söylemlerinde, demokratik cesaretleri ile durabilen, öneri yapabilen bir tek partiyi göstermek kolay değil. Kopardıkları kuru yaygaralar bile korkaklıklarını örtemiyor.

“Cumhur İttifakı”nın ise kan kaybettiği doğrudur. İktidar saha pratiği olanaklarıyla demokratik eksiklikleri onarma olanaklarını eskisi gibi yerinde kullandığı söylenemez. Bölgede fiili olarak iktidarın yaptığı reformların yer yer atanmış yöneticilerin keyfiyle ilga edildiği bilinmektedir. İktidar özel ve genel dünya koşullarının yarattığı ekonomik, politik tıkanıklıkları giderme olanağına hâlâ sahiptir. Devlet başkanı artık İttifakçısını ezberlerinden caydırmaya ve modern Milliyetçi bir ortama çekmek mecburiyetindedir. Bunun önlemini almaz ise, sözlü ve zorunlu ortaklık sadece iktidar partisinden bir şeyleri hızla eksiltmeye devam edecektir.

Sayın Erdoğan ipi bir daha göğüslemek istiyorsa; samimi, ciddi yeni şeyler söylemek, eskilerini onarmak ve 1982 Anayasası ruhundan kurtulmak zorundadır... Yanılabiliriz ama samimiyetle söylüyoruz; devletin güvenliği ile değil, halkın yüreğiyle bölgede ve metropollerde muhafazakar sine-i Kürde dönme olanağı hâlâ var. Sayın Devlet Başkanı 2007 ruhuyla Türkiye halkına dönme erdemini hatırlamalıdır. 2023’e kadar kararnamelerle reformlar yapmak, seçim sonrası yeni demokrasiye yakışır yeni bir anayasa sözü vermek zorundadır. Hem kendisinin, hem partisinin, hem de ittifak ortağı MHP’nin güven ve samimiyetini halk arasında bizzat kendisi test etmelidir.

Halk nezdinde tüm olup bitenlerin sorumlusunun bizzat kendisinin görüldüğünü hepimizden iyi biliyor. Bu ekonomik toz duman içinde siyasi güven tazeleme vakti daralsa da Sayın Erdoğan henüz ve hâlâ bunu başarma şansına ve cesaretine sahip liderdir. Etrafındaki siyasi Miyop halkadan oluşan perdeyi kaldırma ve aralama fırsatı henüz var diye düşünüyoruz.

Ne yazık ki, başkanlık sistemine karşı çıkanlar da, başkanlık sistemini bu haliyle savunur görünenler de başkanlık sisteminin getireceği demokratik ortamdan korkanlardır. Bu tanımımıza HDP de dahildir. Var olan partilerin yeni sistemin yasal alt yapısında ve yeni bir anayasada buluşamamalarının nedeni demokrat olamamalarıdır. Çünkü Başkanlık sisteminde isimlerin de, yerlerin de, gelirlerin de, ortak yaşamın da bir adı var. Kirli çıkını yoktur. İşler sistem gereği açık seçik yürürse siyasetçi geçinen çoğuna ekmek çıkmaz.

Biraz daha sabır ez benî!

Siyasi liderlerimiz ulus devletin bilge demokratı olmak yerine, hâlâ ulus devletin kahramanı olmak peşindeler...Bakışımız Diyarbakır’ımız kadar ciddidir, karamsar değiliz…

Yorumlar (0)