banner4
02.02.2023, 14:21

Onurlu olmak.. Erdemli olmak.. Amiyane tabirle Mert olmak.. Daha kapsayıcı bir ifadeyle Ahlaklı olmak..


Hayatın her alanında bu değerlerin varlığı ya da yokluğu bir şekilde tezahür eder. Kimse kabul etmez yukardaki değerlerin kendisinde az mı çok mu ne derecede olduğunu. Kim ben azıcık mert, azıcık erdemli, azıcık onurlu ve de birazcık ahlaklıyım der ki.. 
Kişinin istenilen ölçekte ahlaklı ve erdemli olması ve bunun sürdürülebilir olması,.. başka bir ifadeyle iyiliğin ve ahlakın kişide huy ve karakter haline gelmesi çevre şartlarıyla çok ilgilidir. 
İyi bir eğitim, iyi aile terbiyesi, iyi örnekler elbette olumlu katkılar sağlayabilir diyeceğim ama bu görüşümden pek emin değilim. Çünkü cemiyet hayatında çok olumsuz örnekleri kolayca görebiliyoruz. Adam profesör ama her tarafından ahlaksızlık akıyor. Güce tapıyor.. Yalakalık yapıyor. Adam devlet kademesinde önemli mevkilere gelmiş ama çıkarı uğruna neler neler yapıyor. Verdiği kararların, yaptığı işlerin ne tür yolsuzluğa, haksızlığa adaletsizliğe yol açtığının bal gibi farkında ama umurunda olmuyor.. 
Öyle karmaşık bir mesele ki bu, nasıl erdemli olunur, nasıl ahlaklı olunur? Nedir işin doğrusu?... Mesela binlerce fit yukarıdan hiç görmediği topraklara radar göstergeleri doğrultusunda tonlarca bomba bırakan pilot erdemli midir, kahraman mıdır? Yoksa hiçbir değer ölçüsüne uymayan, sadece emredileni yapan bir savaş makinesi mi? Hayır fakat o bir insan... 
Onu değil de, asıl savaş çıkaranları mı değerler ölçüsüne tabi tutacağız? 
Sadece savaşlarda değil, ekonomik rekabette, çalışma hayatında, siyasi mücadelelerde erdemli olabilmek mümkün mü? 
Çevre şartları, harici unsurlar bizi ahlaklı kalma imkanından mahrum bırakıyor da, zoraki sistemli bir ahlaksızlığın içinde mi buluyoruz kendimizi? Her zaman ısrarla tavsiye edilen örgütlü toplum olmak, bir cemaate mensub olmak, bir siyasi partide görev almak ahlaklı kalmamıza izin verir mi? Bu devirde hatta bir gazetede yazar olmak, tv de tartışmacı 
olmak ahlaklı kalmayı nasıl mümkün kılar? Bütün saydığım kurumsallar, tam bir mahalle baskısı ile insanı çepeçevre kuşatır. İşin içinde çevre kaybı kaygısı, ekmek ve kariyer kaygısı da olunca birey bireyliğinden uzaklaşıp kuyruk sallayan köpek yavrusuna dönüşüyor. Değişik düşünce ve görüşlerin, muhalif bakış açılarının ayıplandığı ve baskılandığı dahili ve harici yapılar, insanı ne hale getiriyor? 
"El alem ne der" endişesi, "kınayanların kınama korkusu" her türlü riyakarlığı ve ahlaksızlığı, çoğu zaman da acizliği körüklüyor, kişilerin ve grupların "aktif iyi" olmalarına mani oluyor. 
Bu durumun farkında olan zorbalar, avaz avaz bağırarak en olumlu iyilikleri kınayarak ve en aklı başında insanları susturarak  yollarına devam ediyorlar. Ekranlarda ve kürsülerde
yılışık hikayeler, vıcık vıcık hurafeler, yalan ve martaval anlatanlar makbul, akıl ve bilimi esas alanlar, edepli erkanlı olanlar mahrum ve sürgün.. 
Düşünce ve ifade özgürlüğünü sağlayabilmiş demokratik bir devlet, düşünce ve ifade farklılıklarına saygı duyan toplumlar oluşturur. Böylece düzgün işleyen demokrasilerde AHLAK problemi olmaz.
(Tabii ahlaktan devletin ve milletin soyulup soğana çevrilmesini değil de, kadınların giyinip soyunmasını anlıyorsanız demokrasi AHLAK problemini çözmez) 
Batı toplumlarında neden kaliteli üretim yapıldığına, üçkağıtçılığın, alevera-dalaveranın neden pek olmadığına.. Ekonominin neden güçlü olduğuna bir de bu pencereden bakalım. 
Evet, batı yüzyıllarca sömürmüştür doğru.. Köle ticareti yapmıştır doğru.. Savaş makinelerini çalıştırarak milyonlarca insanın katledilmesini sağlamıştır doğru.. Fakat burada cevabı zor olan bir soruyu daha sormalıyız: köle olanlar niye köle oldular, sömürülenler niye sömürüldüler?? 
Tarihin bundan sonrasında sömürülmek ve köle olmak istemeyen milletler hiç olmazsa bundan sonrası için ahlaklı olmayı denemelidir. Yani kabile olmaktan vazgeçmeli, palavracı kabile reislerinden kurtulmalı, tam demokrasiyi uygulamalıdır. 
Aksi halde her türlü aşağılanmayı hak eden zavallılar topluluğu olmaktan kurtuluş zor görünüyor.

Yorumlar (1)
M. Kazan 13 ay önce
Gerçekler acı, yalanlar tatlıdır. Gerceklere vurgu yapan kalem yazarları görmek çok güzel...
12
az bulutlu