banner4
24.09.2021, 09:35 321

ÖNCE İNSAN OLABİLMEK

Uzun zamandır yazageldiğim, ülkemize-milletimize-devletimize hizmet etmiş eli öpülesi kahramanlarımızın hayatlarını ve hizmetlerini yazmaya ve onları yâd etmeye, bu makale için ara verip, bu satırları kaleme almak istedim.

Bilinen tarihten bugüne dünyaya yada bırakalım dünyayı o topluluğa, o halka, o millete hükmetmiş yüzlerce kral, padişah, sultan, şah vs ünvanlarında yönetici gelip geçtiğini görürüz.

Bunu sadece dünya yada ülke ölçeğinde değil, il, ilçe, köy, mahalle, şirket, kurum, kuruluş ölçeğinde de düşünebiliriz.

Bunlardan bazılarını asırlar geçmesine rağmen saygıyla anarız, bazılarını nefretle. Peki hayırla yada nefretle anarken kamu vicdanındaki ölçü nedir? Bunun cevabı adalet, tevazu, dürüstlük ve liyakat ölçüleri olsa gerektir.

Hepimizin okuduğu veya duyduğu, bildiği, Hazreti Ömer’in adaletinden falan bahsetmeyeceğim.

Ama yine de tarihten, Hz Ömer’le kıyaslanamayacak olsa da, önce bir kaç iyi örnek, sonra da bir kaç kötü örnekten bahsetmek istiyorum:

Alman Kralı II. Frederick, Potsdam ormanlarında gezerken, kendisine saray yaptırmak için gözüne kestirdiği bir tepede bulunan değirmenin sahibinden, kendisine kat be kat fazla para vererek satın almak istediği değirmenini satmak istemeyen değirmenciyi tehdit edince, Sans-Souci isimli değirmencinin “senin krallığından, emrindeki binlerce güçlü askerinden, komutanlarından ve mutlak gücünden daha üstün olan bir güç var, o da adalettir” beyanlarına karşın Kral: “senin de bildiğin ve söylediğin gibi benim emrimde binlerce güçlü askerim ve sözümü ikiletmeyen komutanlarım, bürokratlarım var, peki senin güvendiğin neyin var değirmenci?” diye sorunca, değirmencinin, o tarihe geçen “Berlin’de adaletine güvendiğim hakimler var” sözünü hepimiz biliriz.

Fatih Sultan Mehmet’in Atik Sinan isimli Rum Mimara verdiği ve mahkemeye vermeden yani adil bir şekilde yargılatmadan uygulattığı “ellerinin kestirilmesi” şeklindeki ağır bir cezaya karşı Rum Mimarın Kadı’ya şikayet edip davacı olması üzerine, Kadı Hızır Bey’in Fatih Sultan Mehmet’i yargılayıp kendisinin de (padişahın da) aynı şekilde “ellerinin kesilmesi” şeklinde verdiği cezayı, bu ceza üzerine duruşmada bizzat bulunduğundan gördüklerine ve duyduklarına inanamayan Rum Mimarın davasından vazgeçtiğini de hepimiz biliriz.

Biraz daha geriye gidelim ve bu kez de kötü idarecilerden birkaçının başına gelenlere bakalım mı?

Hz İbrahim’i ateşe attıran Nemrut, astığı astık, kestiği kestik, adaletin kenarından geçmemiş, tarihin şahitlik ettiği en zalim yöneticilerden birisi. Rivayet odur ki, hiçbir hastalık da geçirmemiş, kendisini silah zoruyla tanrı olarak kabul ettiren bu zalim hükümdara, günün birinde küçücük bir sinek musallat olur. Burnundan giren sinek gidebildiği kadar burun içerisinde ilerler ve yerleşir, orada sürekli vızıldar ve beynini parçalayacak şekilde ağrılara, sızılara yol açar. Bir zaman sonra Nemrut’a çözüm olarak sürekli kafasına kauçuk yada kalın kumaştan yapılan bir tokmakla vurulmaya başlanır. Sineğin verdiği acıyı hissetmemek için daha büyük bir acı, çözüm olarak görülmüştür. Günler, haftalar, aylar ve belki de yıllar böyle geçer ve nihayet Nemrut (kendi talebiyle) başına tokmakla vurula vurula ölür.

Bir diğer örnek, M.Ö. 600 yıllarında yaşadığı ifade edilen, yahudilerin Nebukadnetsar yada II. Nebukadnezar, arapların Buhtnassar dedikleri Bâbil Kralı Buhtunnasr’dır. Kudüs’ü ve Süleyman Mabedini yakıp yıkan ve son yahudi devleti olan yahuda krallığını ortadan kaldıran, arap topraklarını yağmalayan Buhtunnasr, kimi kaynaklara göre kendisini tanrı olarak zorla kabul ettirmiş, zalim bir kral olarak hükmetmiş ve 300 yıl kadar yaşadıktan sonra zelil olarak ölüp gitmiştir.

Şarkılara, şiirlere, atasözlerine konu olmuş Karun’un hikayesini de hepimiz biliriz: Hz Musa zamanında yaşamış, Hz Musa’ya ve Hz Harun’a karşı çıkarak onların dini tebliğlerini ve otoritelerini yok etmek için uğraşmış, 35 yaşında Lidya Kralı olmuş, sınırsız zenginliğe sahip olan Kârun’un şımarıklığı, servetine ve gücüne güvenmesi, adaletsizlikleri, inkârcılığı sonucu kendisi de, malları da, şaşaalı sarayı da yerin dibine geçirilmiştir. Kur’anda da anlatılan Kârun’un hayatı ve sonu, dünyada paranın ve makamın gücüne güvenerek gaflete düşenlere çok net ibretlik bir örnek değilmidir?

Tarih bu şekilde iyi veya kötü binlerce örneklerle doludur. Doludur dolu olmasına da, yine de iyiler ve kötüler eksik olmaz.

İnsanoğlunun sonunun ölüm olduğuna ve sonunda hesaba çekileceğine göre, daha hâlâ neyin derdindedir?

Allah’ın hem peygamber olarak seçtiği hem de insanları, hayvanları, cinleri, rüzgarları emrine verdiği, aynı zamanda dünyanın gelmiş geçmiş en zengin ve en kudretli hükümdarı olan Hz Süleyman Peygamberin bile sonunda vefat ettiği 3 günlük dünyanın neyine kanıp da hâlâ ibret alamıyor insan?

Yaşarken yemek yemek, su içmek, tuvalete gitmek, uyumak gibi beşeri ihtiyaçlarını; ölünce de tüm bedeninin toprak olmasını engeleyemeyen zavallı insanoğlu niçin kendisini bir halt sanırki?

Yorumlar (6)
Mustafa Çelik 1 ay önce
Elinize, kaleminize sağlık Sn. Müsteşarım.
Recep KOÇER. 1 ay önce
Sayın müsteşarım; Yazılarınızı dikkatli olarak okuyorum. Tamda günümüze bakan yönleriyle, şu üç günlük Dünya'da, gerçekten insanoğlu, hiç ölmeyecek gibi, Dünya hayatını tercih ediyor. Her şeyin sonu olduğu gibi, insan hayatınında sonu var. Ahiret, ulu mahkemede sorguya çekilme gibi süreçlerden geçilecek. Kerim Kitabımız Kuran, ayrıntıları ile bu konuları biz kullarına öğütlüyor. Nefsi emmare, kendisini başkalarından, daha akıllı, daha yüksekte görmek; Gurur, kibir gibi kalp hastalıkları, insanoğlunu maalesef şirazesinden çıkarıyor. Rabbim; Bizleri nefsimizle 1 saniye bile olsa, başbaşa, bırakmasın. Selamlar. Sağlıcakla kalın.
Necati ÜNSAL 1 ay önce
Ömrünüze bereket Sayın müsteşarım Siz ve sizin gibileri Allah başımızdan eksik etmesin ağzınıza yüreğinize kaleminize sağlık Selam sevgi ve saygılar sunuyorum
Yaşar Çiftçi/Kimya Yüksek Mühendisi 1 ay önce
İnsanlar geçmi#te olanlardan ibret alsa dünya hiç bu şekilde olurmuydu dünyada bir tarafta gariban halk bir tarafta halk>n sırt>ndan geçinen kitle var bizim inancımıza göre herkes 2 metrelik çukura giriyor ve ondan sonra yaptığı her hesaptan sorguya çekiliyor biz öyle yetiştik ve o öğretiler doğrultusunda çoluk çocu&umuzun kursağından haram lokma geçirmedik ya bize öğretilen Lee yanlıştı biz boş inançla yaşadık yada bu gün farklı yaşatanlar ölüm sonrası sorguya inanmıyor Saygıdeğer Müsteşarım
Nurettin Cengiz 1 ay önce
Kaleminize,yüreğinize sağlık Sn.Müsteşarım.Saygı ve Selamlarımla.
Orhan Dolunay 1 ay önce
Bundan daha güzel nasıl anlatılabilirki? Başlığıyla içeriğiyle muhteşem. Anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul zurna az.
13°
açık