banner4
20.03.2021, 09:15 18

NEWROZ

Newroz, bugün de en baskıcı ortamlarda, en kutsal ve en vazgeçilmez değerin özgürlük olduğunu bilenlerin, bilmesi gerekenlerin günüdür. Kadere bakın ki ve ne acıdır ki; Kawa’nın torunları bugün hâlâ kendi topraklarında tanımını yapamadıkları özgürlüklerinin kavgasından ve kaygısından kurtulamamışlar. Newroz’a ihtiyaç duyanların başında Kürdler geliyor ki, onlar da gönüllerindeki Newroz’u yaşamak için özlemini alanlara taşımaya devam ediyor.

Newroz; başta Ortadoğu halklarının belki de tüm insanlığın en kadim özgürlük ve dayanışma bayramıdır. İsa’dan takriben 2600 yıl öncesine dayanan bir efsane. Lakin öyle bir efsane ki, dünya da ve Ortadoğu’da DEHAQ’lar olduğu sürece yasayacak bir sembol, bir meşale...

Peki, nedir bu Newroz? Kimilerini neden bu kadar sevindirir, kimilerini de neden bir o kadar korkutur?

Newroz efsanesine göre; Ortadoğu halklarına hükmeden Dehaq adında zalim mi zalim bir Kürd hükümdarı varmış. Bu zalimin, başta Kürdler olmak üzere bölgedeki tüm halkların üzerinde akıl almaz baskısı, zulmü ve işkenceye dayalı düzeni hüküm sürmekteymiş. Vahşet ve acımasızlığının boyutu öyle bir sarmala yükselmiş ki buna en katı yürek bile dayanamaz olmuş. Devran da çok tanrılı yönetimlerin devranıymış. Her ölümlü gibi bir gün Dehaq  da hastalanmış. Sağına Kürdlerin iyilik tanrısı Hürmüzü, soluna da kötülük tanrısı Ehrimen’i alan Dehaq yakalandığı hastalığı için sık sık bu yardımcı tanrılarına da danışmaktaymış. Bir gün kötülük tanrısı Ehrimen Dehaq’a hastalığı için şöyle bir öneride bulunmuş; “Başınızdaki yılan ağzına benzeyen yaraya her gün iki yaşından küçük iki erkek çocuğun beynini sürerseniz iyileşirsiniz” dermiş. Buna karşı çıkan iyilik tanrısı Hürmüz’ün tüm öneri ve itirazlarını Dehaq, dinlemeyerek Ehrimen’e uymuş. Her gün iki yaşın altındaki iki erkek çocuğun başının kesilerek huzuruna getirilmesini emretmiş. Başta Kürdler olmak üzere tüm bölge halkları Dehaq’ın bu yeni vahşetine, dayanılmaz evlât acısına karşı derin bir öfke duymaya başlamışlar. Bu öfke her gün biraz daha katlanarak büyüse de ilk anda yapabilecekleri pek bir şey olmamış.

Belli bir süreden sonra, akıllı, güçlü ve iyi bir örgütleyici olan demirci, Kürd Kawa önce yaşadığı kentin halkını yavaş yavaş etrafına toplamış. Sonra alttan alta bölge halklarına haber salmış. Demirci Kawa etrafında bir araya gelen bölge halkları, 20 martı 21’e bağlayan gece yarısında Dehaq’ın sarayına saldırı düzenlemiş.. Demirci Kawa, Dehaq’ın başını çekiciyle parçalar ve onu saraydaki ateş havuzuna atar. Yükseklerdeki sarayın balkonundan deri önlüğünü bir sırığın başına geçirerek, meşale yapar. Bu meşaleyle uzaklarda evlat acısıyla yürekleri yanan veya yanmayı bekleyen annelere, babalara, kardeşlere, tüm insanlara müjdeli işareti verir. O günden beri, Ortadoğu’nun tüm dağlarında, ovalarında Dehaq zulmünün yenildiğinin müjdesini simgeleyen büyük ateşler yakılır. Halklar onun için bugünü ateşler etrafında özgürlüğe kavuşmanın sevincini şarkılarla, halaylarla kutlar.

İşte o büyük gün Newroz’dur.

O günden beri her 21 Mart’ta; özgürlüğe, barışa, dostluğa, hak ve hukuka kavuşmak isteyen herkesin ve herkesimin kanı kaynar, duyguları kıpı kıpır kabarır.

Bugün de, alanlarda, dağlarda, ovalarda kardeşleşmek isteyen herkes, yaşadığı yerde “yeni Dehaq’lar istemiyoruz” dercesine ateşler yakar, şarkılar söyler, halaylar çekerler. Varsa, insani ve ulusal demokratik taleplerini haykırırlar.

Evet, 21 Mart, doğada aydınlığın karanlıkla eşitlendiği ve aydınlığı çoğaltmaya başlattığı gündür.

Ayrıca, GÛTÎ Kürdlerinin de İ.Ö 2340 yıllarında tanrıların baş tanrısı MARDÛK için ESALÎGA mabedinde yaptırdıkları Zagmuk (Yeni gün) bayram törenlerini hem bereketin, hem yeni yılın başlangıcı olarak 21 Mart’ta kutladıkları bilinmektedir.

Bugün 21 Mart’tır. Yaşadığımız, yaşattığımız ve kutladığımız Newroz bayramının 4.621.’sidir. Newroz hâlâ bugünün adıyla, anlamıyla kendini bağlamıyor. O, efsanedeki adıyla her yeni özgürlüğe ve özgürlük gününe anlam katıyor...

1960’lı yılların ardında BM’ye (Birleşmiş Milletler) bağlı UNESCO’nun (Birleşmiş Milletlerin Eğitim, Bilim ve Kültür Kolu) 21 Mart’ı; “Uluslararası Irkçılıkla Mücadele Günü” olarak ilan etmesinin yanı sıra,

yine 21 Mart’ın Filistin halkıyla dayanışma; “Kerami Günü” olarak kabul edilmesi, 21 Mart’ın anlam ve önemini daha da artırmıştır.

Newroz, bugün de en baskıcı ortamlarda, en kutsal ve en vazgeçilmez değerin özgürlük olduğunu bilenlerin, bilmesi gerekenlerin günüdür.

Kadere bakın ki ve ne acıdır ki; Kawa’nın torunları bugün hâlâ kendi topraklarında tanımını yapamadıkları özgürlüklerinin kavgasından ve kaygısından kurtulamamışlar. Newroz’a ihtiyaç duyanların başında Kürdler geliyor ki, onlar da gönüllerindeki Newroz’u yaşamak için özlemini alanlara taşımaya devam ediyor.

Dileriz özgürlükçü, eşitlikçi ve demokratik ortamların, korkulmaması gereken insani, rahmani bir erdemlilik ortamı olduğunu  bizi yönetenler  kadar bizler de anlayalım.

Bu Newroz da, dünyevi özgürlüklerin darısı Ortadoğulu toplumların ve yönetimlerinin başına olsun demekle yetinemli…

Son söz; .../Tapınaklar isyana kalkar, toplum isyana./

Her insan önce kendine yenilirmiş, /

Anlayana. /...

Diyarbakır Sanayici ve İşadamları Derneği e.Genel Sekreteri /

NOT:

Bu köşe yazısı 21.03.2008 tarihinde TARAF Gazetesinde yayınlanmıştır.

Yorumlar (0)
açık