banner4
04.12.2020, 09:02 25

MATEMATİK ÜZERİNE…

"İyi matematik bilmeyen toplumlarda, adalet yoktur." John Nash

Ortaokulda değerli öğretmenim Hakkı Yüce vasıtasıyla sevmiştim Matematik dersini. Sorular ve kavramlar, çözüme giden yollar, teorik formüller ve pratik çözümlemeler... Bunlar kavramsal bilgiyi keşfetme ve işlemsel çözüme gitme yolunun adeta birer sanatı olmuştu.

Ortaokul öğrenciliğimde kırtasiyede “40x40 Matematik” adlı bir kitabı vitrinde görüp de alamadığım zamanlarımı hatırlarım... Ama sevda her zaman bir çaresini bulur: Kitabı satın almış bir arkadaşımdan, birkaç günlüğüne bu test kitabını alır, önemli soruları defterime kaydeder, geri vererek, o sorular üzerinden çalışma yapardım.

Dahası Zile Alparslan Ortaokulundaki kütüphanede, geçmiş senelere ait Ortaokul sonu sınav kitapçıkları bulunurdu. Kütüphane görevlisinden izin alarak, eve taşıdığım kitapçıklardan, Matematik sorularını defterime işler, kitapçıkları kütüphaneye iade ederdim. Sonra bu kaydettiğim sorular üzerinde düşüncemi geliştirmeye çalışır, çözüme giden yolları bulmak için çabalardım.

Böyle bir muhakeme, elbette ki başarıyı getirdi:

Ortaokul sonunda Fen Liseleri 1.Basamak sınavını kazanıp da 2. Basamakta ikinci bölümün tamamen Matematik soruları olmasına çok sevinmiştim ki Sivas’a giderken, sınav öncesi Rehber öğretmenimizin ‘Zihniniz daha iyi çalışır’ diye bolca yedirdiği ‘sıvı pekmez’ yüzünden, sınavda uzun süre kalabilmem mümkün olmadı. Bu yarım kalan sınavın intikamını ise girdiğim Endüstri Meslek Lisesi sınavında 99 puan alarak çıkarmıştım. Kurumlar sınavı ile kazandığım Ankara Keçiören Sağlık Meslek Lisesinde okurken, 1.sınıftan sonra Matematik dersinin olmayacağını öğrenmek, beni çok üzmüştü. Bu açığı kapatmak için hafta sonları Zafer çarşısı önünden ders kitapları alarak, kitaplardan Matematik öğrenmeye çalışmıştım. Ama sınırı biraz fazla zorlamış olmalıyım ki psikiyatri doktorundan tembih almıştım: ”Her şeyde mükemmel olmak zorunda değilsin. Derslerindeki başarını ve çalışma isteğini biraz hayatın seyrine bırakmalısın!” Bu tavsiye, hayatımda zirveye göz koyduğum zamanlarda, çalışmanın karşılığını alamayıp da moral bozukluğuna düştüğümde, başarılarıma rağmen aşağılandığımı hissettiğim durumlarda, kendime mola vermede yardımcı oldu.

Yetersiz Matematik eğitimi yüzünden, üniversiteye sayısal yerine sözelden çalışma yaparak, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesini kazanmamı kolaylaştıran da yine Matematik bilgisi oldu.

Şimdi ise yıllar geçtikçe Matematik ve Hukuk arasında büyük benzerlikler bulunduğunu sezinliyorum. Bu ikiliyi tamamlayacak, bütünlüklü hukuk kavrayışında yol gösterici olacak diğer derslerin ise Felsefe, Sosyoloji, Psikoloji dersleri olduğunu düşünüyorum.

Hayatta karşılaştığımız sorulara vereceğimiz cevapların analitik düşünme becerisi gerektirmesi; farklı çözümler sunabilme kabiliyeti; kümelerde bileşke alan üzerinden  kapsayıcılık; var olan bilgileri yenilemede tümevarım yöntemi; başarıya yönelen fonksiyonellik; bakış açılarını doğru belirlemede, anlamı ve çelişkileri görmede ölçme ve örüntü; sosyal problemleri çözümlemede değer ve rasyonellik; merhamet ve adalet tayininde oran ve orantı ile neden sonuç ilişkisine göre aritmetik sonuç ceza belirleme gibi birçok matematiksel kavramlar, bizlerden hukuk bilgisi yanında matematik düşünme yeteneği ve felsefe derinliği istemektedir.

Bu anlamda sosyal sorunları algılamada, problemleri tanımlamada, amaçları belirlemede, alternatif çözümler getirmede, en iyi olanı seçmede ve bunları uygulamada her türden yetersizlikler, süreçleri doğru yönetmedeki eksiklikler ve kültürel farklılıkların sosyal olayları çok bilinmeyenli denkleme dönüştürmesinden doğan uyuşmazlıklar, bizlerin okul ders bilgileri ile çevreden elde edilen duyu bilgilerinin ötesinde, düşünsel, mantıksal, bilimsel bilgilere ihtiyacımız olduğunu göstermektedir. 

Sadece okuldan ve çevreden elde edilen pozitif kuralcı düşüncelerimizde; bilinenler eksik ya da yanlış ise, düşünme ve akıl yürütme becerilerimiz yetersizse, süreçleri uygun kullanamıyorsak, düşünceyi ve kararları etkileyecek ortam değişkenleri ya da sosyal etkiler çok güçlüyse, mantıksal sonuçlarımız yanlış ve bir o kadar yanıltıcı olacaktır.

İşte bu sebeplerden dolayı netice olarak, okul eğitimi ötesinde, derinlikli ve çoklu kültürel düşüncelere zihnimizi daha fazla açmak durumundayız. Hukuk tarihinde okuduğumuz “yabancı felsefecilerin ve sosyologların” çoğunun matematiğe ve fen bilimlerine olan hakimiyetleri göstermektedir ki tarihte “Türk hukuk düşünürü” olarak yer edinmenin zorunlu koşulu,  matematik, felsefe, sosyoloji, mantık ve hukuk ekseninde “bütüncül kavramsal bilgileri” elde etmekle mümkün olacaktır.

Yorumlar (0)