banner4
25.10.2020, 21:25 368

DİKTE EDİLEN TÜRKİYE’DEN, DİKTE EDEN TÜRKİYE’YE

Görmek isteyen, gözlemleyen, kıyaslayan, değişen resmi okumayı bilen herkesin görüp anlayabileceği kadar açık ve hızlı gelişmeler ve değişmeler oluyor ülkemizde, bölgemizde ve tüm dünyada.

Bundan çok değil sadece 15 sene önceki Türkiye’yi ve dünyayı bir gözünüzün önüne getirin ve şimdiki ile karşılaştırın, neler değiştiğini ve hızla değişmeye devam ettiğini de göreceksiniz.

15 sene önceki dünyada ABD tek egemen güç; AB her anlamda bir çekim ve cazibe merkezi; Rusya Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra kendisini toparlama sürecinin sonlarına yaklaşmakta ve halen daha emperyal hayallerini muhafaza etmekte; İsrail ABD’nin şemsiyesi altında ve tüm fırsatları değerlendirerek coğrafi, siyasi, askeri büyüme hamleleri içerisinde; Çin kapalı kutu ancak dünyaya ucuz ama kalitesiz mallar satan bir dev; Ortadoğu ve Afrika ülkeleri her zamanki gibi büyük bir kısmı sömürge ülkesi, az bir kısmı da petrol ve doğalgaz gelirleriyle bilinçsiz ve şımarıkça şaşalı hayat yaşayan ülke daha doğrusu yöneticileri; uzak doğu ülkelerinden Japonya ve Güney Kore gibi 1-2’si hariç diğerlerinin varlığı-yokluğu belli değil; Güney Amerika ülkelerinin neredeyse tamamı ABD güdümünde idi. Yani genel görünüm bu şekilde idi, öyle değilmi?

Türkiye’miz ise, aynı dönemlerde, Atatürk’ten sonraki son 70-75 yıldır olduğu gibi Rusya korkusuyla ABD’nin güya samimi müttefiki yani güdümünde olan, kimseyle didişmemeye dikkat eden, parası bitince IMF ile Stand-By anlaşmaları yaparak yüksek faizle borç alan, tabiki borç aldığı için emir de alan, Rahmetli Atatürk döneminde sağlanmış gelişmeleri (uçak sanayii, silah sanayii, gıda ve tarım, dokuma sanayii vb) kendi elleriyle yok ettiğinden tamamen dışa bağımlı kalmış, dünyaya kısmen sanayi ürünleri de ihraç edebilmekle birlikte daha çok katma değeri düşük emek yoğun ürünler ile tarım ürünleri ihraç eden, yurt dışı gelirlerini bu tür ürünlerin ihracı ve turizme bağlamış bir ülke idi.

Şimdi 2020’nin sonuna geliyoruz. Tabloya bir daha bakalım:

-ABD eski gücünden çok şey kaybetmiş ve dağılma sürecine girmiş (ki en çok 20 senesi kaldı);  

-Rusya toparlanmış, ancak gelirlerinin % 75’ine yakınını enerji sektörü ve silah sanayiinden elde ettiğinden, dünyada yenilenebilir enerjiye yapılan yatırımlar ve pandeminin de etkileriyle petrol ve doğalgaz fiyatlarındaki düşüşler ile, silah sanayiindeki alternatif üreticilerin (örneğin Türkiye) piyasaya girmesiyle pazarın daralması gibi sebeplerle ciddi gelir kayıpları yaşaması nedenleriyle adeta bir resesyon içine sürüklenmekte; 

-Çin dünyanın gözünün içine baka baka sessiz ve sinsice derinden gelmekte (bu konuyu başka bir makalede detaylı yazacağım inşaallah); 

-AB çöküşün eşiğinde ve en çok 10 sene sonra fiilen sahadan çekilecek aşamada; 

-Afrika’da İngiltere ve özellikle Fransa yok olmak ve yerini kademe kademe Türkiye’ye terk etmek sürecine girmiş durumda;

-Uzakdoğu’da sahada sadece Çin ve Rusya ile, kısmen de Türkiye’nin olduğu; 

-Güney Amerika’da ise ABD ağırlığı kaybolmaya yüz tutmuş ve Venezuela örneğinde olduğu gibi Türkiye bu boşluğu doldurmaya çalışmakta. 

Bu dönemde gerek bölgemizde ve gerekse dünyada başta nüfuz etkinliği olmak üzere büyüyen bir ülke daha var: o da İsrail. Ki İsrail son zamanlarda kendileri için rakip ve en tehlikeli ülkeler sıralamasında Türkiye’yi 1 numaraya koydular. Evet, bugünkü tablo da özetle bu şekilde.

İşte dünyadaki bu evrilme sürecinde, şimdi de, bugün için ülkemizin durumuna bir bakalım:

Savunma sanayii, gemi inşaa sanayii, uçak sanayii, otomotiv sanayii gibi katma değeri yüksek sektörlerdeki önemli yatırımlar sayesinde ve bu yatırımların meyvelerini toplamaya başladıkça, dünya denkleminde 15 sene önce en fazla artı (+) olan ve son zamanlarda ise çarpan olmaya başlamış ve ağırlığı daha da artarak devam edecek potansiyele sahip olan bir ülke Türkiye. Bunun için bu tempoda bize bir 15-20 yıl daha lazım diye düşünüyorum.

Bugün dikkat ediniz, Türkiye’nin ağırlığını koyduğu bölgelerde denklemler değişmiş ve kağıtlar yeniden dağıtılmak zorunda kalınmıştır.

Buna en yeni örnek Azerbaycan’da görülmektedir. Nitekim Türkiye’nin verdiği askeri, siyasi, diplomatik ve stratejik destek sayesinde, can Azerbaycan yaklaşık 30 sene sonra işgal altındaki topraklarını Ermenistan’ı dünyanın gözü önünde eze eze geri almaktadır. Bizim dünya denklemindeki ağırlığımız sayesinde de, bugüne kadar Ermenilerin koruyucusu olan ne Rusya ne Fransa ve ne de ABD cılız eleştirilerden öteye gidememektedir. Çünkü Türkiye Uluslararası dengeleri çok sağlam ve bir o kadar hassas kurmuştur. 

Mesela Rusya’yı Suriye, Doğu Akdeniz ve Ukrayna (Kırım) üzerinden dengelemiş; Fransa’yı Doğu Akdeniz, İtalya ve Almanya üzerinden dengelemiş; ABD’yi de Çin, AB, Rusya ve İngiltere üzerinden dengeleyerek Azerbaycan’da sessiz kalmak zorunda bırakmıştır. Benim görebildiğim budur ve bu kurmay devlet aklına gerçekten şapka çıkarılır.

Bir başka örnek Doğu Akdeniz’dir. Son 2-3 yıldır bu bölgede yaşananlar ve ağırlığımızı nereden nereye getirdiğimiz hepimizin malumudur.

Diğer konu olarak küçük ama etkisi ve mesaj olarak büyük bir örnek de, geçtiğimiz hafta Mali’de yaşanmıştır. Mali’den Fransa’ya giden Fransız asker kökenli birisinin altın dolu valizlerine Mali tarihinde ilk kez Mali gümrüğünde el konulmuştur. Bu tarihe not düşülecek bir olay ve tarihtir.

Bu örnekleri çoğaltabiliriz. Mesela Türk Kurultayı (Keneşi) ve şimdilik yetersiz de olsa bu oluşumda gelinen ciddi aşama, yurt dışındaki askeri üslerimiz, adalar (Ege) denizinde yaşananlar, Suriye ve Kuzey Irakta elde edilen gelişmeler, Balkan ülkelerinde her geçen gün artan sempati ve ağırlığımız, Güney Amerika’da boy göstermeye başlayışımız, Afrika’da yeniden var oluşumuz, Libya’daki söz sahipliğimiz ve hatta Kaddafi döneminden kalan 4 milyar dolar civarındaki müteahhitlik alacaklarımızın bir takvime bağlanarak tahsil edilecek olması vs vs.

Ayrıca, Azerbaycan ile birlikte, 1 millet 2 devlet anlayışından; her ne kadar bugünlerde adı konmamışsa da 1 millet 5 devlet (Türkiye, Azerbaycan, Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Pakistan ve Katar) yoluna girdiğimizin de altını çizmek isterim. Ve benim kanaatim odur ki, önümüzdeki 5-6 sene içerisinde bunlara Libya, Malezya, Endonezya, Macaristan, Bosna-Hersek, Makedonya, Arnavutluk, Karadağ, Ukrayna, Venezuela gibi ülkelerden de iştirak edenler olacaktır. Bu tamamen bizim kaydedeceğimiz güçle doğru orantılı olacaktır.

Türkiye’miz içeride birlik beraberlik içerinde olmak üzere, başta Savunma Sanayii gibi katma değeri yüksek sektörlerde kalıcı ve sürdürülebilir gelişmeleri sağladıkça, bugün kendi içimizde bile birçoğunun hayal gördüğü süper güç doğacaktır. Nitekim şimdiden bölgesel güç olduğumuzu tüm dünya kabullenmeye başlamıştır.

Tüm bunları başarabildiğimizde, bugüne kadar bize dikte edenlere, artık biz daha gür sesle dikte edeceğimiz de açıktır.

Kendi içimizde, bırakın geleceği görebilmeyi, önünü bile görmekten aciz olanlarla, ne yaparsanız yapın eleştirmeyi meslek edinen marjinal insanlarımızı, en azından ortak değerlerimize ve milli menfaatlere sahip çıkmaya davet ediyorum. Bunu söylerken eleştiriye karşı olmadığımı, ancak eleştirinin yapıcı olması gerektiğini de vurgulamak isterim. Ayrıca herşeyiyle beğenmek, övmek ve tâbi olmak yani beynini kiraya vermek ne kadar yanlış ve acizlikse, aynı şekilde herşeyiyle eleştirmeyi de o kadar yanlış ve acizlik görürüm.

Türkiye’mizin daha da büyüyüp dünya ölçeğinde söz sahibi olması için büyük fedakarlıklarla çalışan başta siyasi iktidara ve destek olan her siyasi kesime, tarihi şan ve şerefle dolu Kahraman Ordumuza, sanayicimize, ihracatçımıza, müteşebbisimize, sanayiinin herkesiminde canla başla çalışan mühendisinden işçisine herkese, tarım ve hayvancılıkta fedakarca üreterek bizleri besleyen üreticimize, birlik beraberliğimizin devamı için tüm özeni gösteren herkese bir vatandaş olarak samimiyetle ve içtenlikle teşekkür ediyorum.

Daha büyük kalıcı başarılara imza atmak için, kendisine ve ülkesine güvenerek, birlik ve beraberlik içerisinde inanmak, çalışmak ve üretmek yeterlidir.

Yorumlar (2)
Nurettin CENGİZ 1 ay önce
Yüreğinize ve kaleminize sağlık Sn.Müsteşarım.Saygılarımla...
Hüseyin Doğan 1 ay önce
Her yazınız ayrı bir lezzet.Düşünce deryanızla İyiki varsınız...
parçalı bulutlu