banner4
13.05.2024, 00:15

BİLENLER, SORANLARDIR

Soru sormak, “bilmeye” yönelik ilk adımdır. Zira soru sormanın olmadığı yerde ‘taklit bilgi’ aklı kuşatacaktır!

Soru sormak bir meraksa eğer, merakın cevabını ilimde bulmalıdır. Taklit ise, öğretilmiş bir şeye körü körüne bağlılıktır.

‘Öğrendikleri ile yetinen’ asla soru sormaz; var olanı kabul eder; taklit bilgisini ‘inanışla’ besler. Hakikat bunun neresinde?

Hakikat, cesaretle soru soran akılların içindedir.

Eskilerin “Sormaz ki bilsin, sorsa bilirdi; bilmez ki sorsun, bilse sorardı” düşüncesinden hareketle, “soru sormayı bilmek” çok önemlidir.

Akıl ve kalbe gönderilenlerin, soru süzgecinden geçirilmiş olması gereklidir. Yoksa akla ‘sorgulanmamış bilgi’, kalbe de ‘hurafeler’ yüklenmiş olacaktır.

İnsan her sorunun cevabını alamamış olsa dahi sormaktan vazgeçmemeli… Çünkü bulunan cevaplar zihindeki hakikatlere giden yolda kilometre taşlarıdır. Sordukça öğrenir, öğrendikçe de yeni sorular sorarız.

Öyleyse, biz hep soru soralım. Gerçeğin kapısını soru ile aralayalım. “Soru ve merakın” ilmin yarısı olduğunu kavrayalım.

Yorumlar (0)
12
az bulutlu