banner4
09.11.2020, 09:24 2932

BERAT GECESİ

Ben ne yapayım şimdi ?

Şandan şöhretten payını almamış biri olarak mı ölüp gideceğim?

Bunu uzun zamandır düşünüyordum.

Ne yapsam bunu bastıran bir olay gelip benim şan ve şöhret arayışımın üzerine bir karabasan oluyor.

Kısa bir süre önce bana ne şandan ve şöhretten ve bundan gelecek paydan en iyisimi şereften nasibimi aramak diye karar kıldım.

Hem pay almak, dağıtıcısı bir beşerdir veya bir kurumdur.

Nasip öyle mi ya? Sağlam yerden tescilli.

Bundan bir kaç yıl önce İlhan Cihaner’in CHP’de kahraman olduğu zamanlar.

Bizde hukuksal bir metin hazırlayıp parti ayırmaksızın ilgili hukukçu vekillerle paylaşmış idik.

Bunu önemseyip geri dönen bir tek kendisi olmuştu.

İki tane küçük çaplı kendime nasihatler başkalarına fanteziler olsun diye yayınladığımız kitabımız var. Bir çok kişiye imzalayıp gönderdik.

Tüm İl Valilerine ve Emniyet müdürlerine.

Teşekkür için dönen bir tek Trabzon Emniyet Müdürü oldu.

İstinaf mahkemelerine ordan da sadece bir bayan ve bay mahkeme başkanı oldu.

Yeter daha ne olsun dedik. Gerçi sağolsunlar kitaplar teslim edilirken hepsi teşekkür etmişler.

Sayın Cumhurbaşkanımıza 12 Eylül Yassıadada kitaplarımı hediye ettim.

Sonra Sayın Kılıçdaroğlu’na ve Sayın Akşener’e gönderdim.

Sayın Kılıçdaroğlu üç gün önce telefonla beni aratmış telefona bakmadım. Bu sıralar sürekli su arıtma cihazı vb.yerlerden arıyorlar öyle zannedip açmadım.

Biz kendimizi arındırmaya çalışırken herkes arıtma peşinde.

Sonra merak edip geri dönünce “CHP Genel Merkezi Sayın Genel Başkan sizinle görüşmek istiyordu, tekrar arayacağız.” dediler.

Dün akşam yine aradılar ve Sayın Kılıçdaroğlu kitaplarımı  okuduğunu HUDER olarak çalışmalarımızdan haberdar olduğunu, kitaplarımın önemli olduğunu sizin gibi düşünce adamlarına ihtiyaç olduğunu ifade etti. Yüz yüze görüşme temennisiyle görüşme sona erdi.

Şereften nasibimizi aldık hem de ayrı dünyalardan bir yerden.

Hakkını yemeyelim Sayın Bahçeli’de kitaplar için Allah razı olsun devamı gelsin inşallah demişti.

Sayın Akşener’de kitaplarımız için teşekkür edip sağolsunlar mesajını ulaştırdılar.

Bugün itibariyle Sayın Akşener'le görüşmemiz olacak inşallah. HUDER Başkanı ve Selâse Hilâl Vakfı sözcüsü olarak düşüncelerimizi ve önerilerimizi aktaracağız.

Derken Sayın Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın netleşmeyen istifa haberleri geceye damgasını vurdu.

Tam tamına bir Berat Gecesi yaşıyoruz. Saat şu an sabahın 06:10’u hala bir netlik yok.

Asıl olan Berat’tır istifanın bir önemi yok.

Berat bağışlanma dilenen Peygamberin ve sahabenin kutlamadığı 2.Selimden beri kutsal ilan edilen, Şaban ayının 14.gecesini 15.geceye bağlayan bir zaman aralığıdır.

Doğrusu Timur Selçuk üzerine bir şeyler yazacaktım ama işte hep nasip. Rahmetli her gece dört rekat namaz kılarmış. Meğer iki rekatı ölüler içinmiş. Yine de böyle bir sanatçının secde ile irtibatı olması güzel. İslam dirilerin dini unutmamak gerek.

Biz gecenin anlam ve önemine devam edelim.

Sayın Erdoğan Cumhurbaşkanı olunca bir Başbakan'a ihtiyaç olduğu günlerde çokça isimler konuşuluyordu.

Binali bey, Sayın Davudoğlu, Bekir bey, Sayın Albayrak gibi.

Bu konu ile ilgili epeyce ayrıntılı iki makale yazdığımı hatırlıyorum.

Özetle Başbakan’ın Berat bey olmasına çıkan bir düşüceyi ortaya koydum.

Hatta Musa ve Harun kıssasınıda dile getirmiştim.

Büyük oranda haklı çıktım. Ve bence bu konuyu bir makale konusu yapmak gerekir, ama şimdi geçelim gece bitmek üzere.

En azından şunu diyerek geçelim. Gelecek Partisi olmayabilirdi. Veya İstanbul seçimini başbakanlık yapmış bir kişinin kaybetmesi talihsizliği yaşanmazdı.

İşte o sıralar Berat Beyle havaalanında karşılaştık. Abi Abdülhamit beyle senin kulağını çınlatıyoruz. Nerden buluyorsun bu düşünceleri mutlaka görüşelim dedi. Ayak üstü bir iki merhabalaşmanın ötesinde bir hukukumuz olmadı.

Abisi Serhat'la bir hukukumuz oldu. Serhat bey aslında siyaset kabiliyeti olan biri. Nazik dinleyen, önem veren gayretli. Sade aynı zamanda. Dışardan göründüğün aksine. Tarif edilmiş işlerin bazen insanın yeteneklerini öldürdüğünü söylemeliyim.

Baba Sadık Albayrak gençliğimizde yazılarını takip ettiğim biri. Kesip sakladığım yazıları da vardır. Milli gazete dönemlerinden. Ortak dostlarımız olan abilerimiz var. Ayrı bir jenerasyon tabi bazı farklı bakışlar var. Memlekete gideceğim zaman bir sohbet edelim diye Sadık Abiye telefon açtım, bir iki kez birazda sohbet ettik telefonda ama görüşme nasip olmadı.

Serhat’e sohbet esnasında söyledim. Siz Sayın Erdoğan’a yakın olabilirsiniz, lakin bir de Sadık Albayrak’ın oğlusunuz, bu da yarı bir tarihtir, ayrı bir disiplindir diye.

Nihayetinde yaptığınız işler olarak Sayın Erdoğan’ın çocuklarından daha fazla sorumluluk aldınız diye.

Akrabalık ilişkileri ve siyaset güçlü karakterlerin bir arada çalışması vb. nedenler kolay aşılacak şeyler değildir.

Bazende kendine olan inancın veya duyduğun samimiyet sorun olur. Siyasette başkalarının inancı ve samimiyeti kurucu unsurdur. Berat bey bu ikilemi yaşadı. Kendisine duyduğu güvenin dışa vurumu sorunu haline dönüştü.

Zamanın ve tarihin iradesinin yardımına terk etmek lazım işleri. Aşırı tedbirin tevekküle saldırı olacağı unutulmamalı. Sürekli hatırda olmak kendini untmakla mümkündür.

Sosyal medyada kıyamet kopuyor. ”Berat Seninleyiz Yanındayız” hatta “yedirtmeyiz.” diye.

Bir kaç ay önce de aynı kampanya vardı. O zaman söyleyecektim geç kalmıştım.

Doğrusu işin tam tersidir. Niye biz Berat Bey’in yanında olacağız ki. O’nun bizim yanımızda olması doğru ve doğal olan. Adamın bugüne kadar yapmak istediği de bir türlü ikna edemediği bu değil mi zaten?

Ben milletimin ve ülkemin yanındayım diye.

Muhafazakarlık müslümanların siyaset mezhebi olmuştur. Kavramı öneren kurucu aklın şizofrenisi ortalığı berbat etmiştir. Siyasetten şirk devşirme yöntemi olarak tarihteki yerini almıştır.

Bu istifa yöntemi ve saatler içinde gelişen sesiz anlamsızlık daha büyük bir sorundur.

Bugüne kadar benim işime yaramayan ama size çokça yarar öneriler gezdirdim cebimde.

Bir sabahta Hacıbayram’a gidin oturun dibinde.. Bir çayda bize ısmarlayın neyimiz eksilir.

Yorumlar (5)
Cem erdener 3 hafta önce
Müthiş aforizmalar. Tebrikler sayın yazar. Bu kadar fikir kısırlığı içinde bereketli cümlelerle karşılaşmak bizi umutlandırıyor
Mahmut Şimşek 3 hafta önce
19 yıiın özeti: "Muhafazakarlık Müslümanların siyaset mezhebi olmuştur. Kavramı öneren kurucu aklın şizofrenisi ortalığı berbat etmiştir. Siyasetten şirk devşirme yöntemi olarak tarihteki yerini almıştır."
Ahmet kömürcü 3 hafta önce
Çok yol aldık çok işler başarıldı ama hep liyakat a takıldık belki sırası gelmiltir...
Uğur KURTULAN 3 hafta önce
''Çıkar asar-ı Rahmet İhtilaf-ı Ra'y-ı Ümmetten''.. Namık Kemal'in lafıdır. Sizin değerlendirilmeniz gerektir. Bu bir birleşik kaplar teorisi gibidir. Sonuçta PAYDAdan kaybetmezsiniz, PAYınıza ilaveler olur. Başkaları da sizin PAYDAnızdan nasiplenir biraz da nurlanır :) İnşAllah. Kenarda durmayın. aksi takdirde boşluğu hırsızlar doldurur.Ülkenin namuslu doğru dürüst ve DÜZGÜN insanlara ihtiyacı vardır. Esenkalın.
Eyup Ensar 3 hafta önce
“ Göklerin altındaki herşey “sukünette” dinlenir Muhterem büyüğüm.
Elbette kelamı kibarınızda huşu ve huzurla terennüm edilmektedir...
parçalı bulutlu