banner4
19.11.2020, 22:32 241

ANLAM ARAYIŞI…

Post modernlik sonrası Post-Truth bir çağda yaşıyoruz. Bu çağ tüm “anlam değerlerimizi” yıktı. Hakikat kayboldu. Belirsizlik ve sıradanlık, hakikat sonrasının yerini aldı. Doğruluk değerleri, yalanın zehri ile birlikte tümden ‘göreli’ hale geldi. Anlamlar kayboldu. İyi ve kötü birbirine karıştı...

Yaşadığımız bu dönem, anlam yüklü düşüncelerin kaybedildiği, ‘ne olursa gider’ tarzından daha öte, tuhaf bir anlam boşluğunun ya da anlamsızlığın egemen hale geldiği bir zaman oldu. Söylenen her söz ve düşünce ‘suya yazılan yazılar’ gibi kaybolmakta ya da akıntıya kapılmaktadır. Bu akıntı bir daha hatırlama ve anlama fırsatı vermeyen özellikte...

İnsan hayatın “anlamını” yitirmiştir. Akıl, her gün binlerce bilgi bombardımanına uğramış ve bilgi karışıklığı meydana gelmiştir. Laf ve kelime fazlalığı karşısında, insan ‘düşünmemeyi’ tercih etmiştir. Günü yaşamak, geçmişin muhasebesini unutmak, gelecekte ise ne olacağına aldırmamak bir yaşam şekli olmuştur. Duygular karmaşıklaşmış, hoş gün geçirmek ve zevk esaslı günü tamamlamak ‘değer’ olmuştur. Görsel dünyanın göze sunduğu her ‘simge ve simülasyon’ bedene bir davet durumundadır. Pozitif kültür, maddi değerleri ön plana çekmiştir. Diğer taraftan ince duygulu insanlar bile ‘süslü görsel sunum’ karşısında, bozguna uğramış ve “merhamet yorgunu” olmuştur. Düşünenlerden geriye ne kaldığı da artık meçhuldür... İnsanın karakterini oluşturan temeli sağlam duygu ve düşünce de kalmamıştır.

Neden böyle olmuştur? Kaybedilmiş değerlerin geriye döndürülmesi mümkün müdür? Bilemiyorum... Ama hiç değilse tarihin bir dönemine tanıklık etmek için bu kitabı derlemeyi kendimce uygun gördüm. 90’lı yıllardan 2010’lu yıllara kadar düşünce dünyamdan oluşan anlam ve değerleri hatırlatmak istedim. Evet, geçmiş zaman, geçmişte kaldı. Geleceğin kurgusu, şimdiki gençlerin yeni düşünceleriyle oluşacak ama geçmişteki ‘anlamların’, gelecek zamana ‘öncülük etmesi’ benim beklentim. Bu eserin yazılma nedeni de budur zaten. Zamanı yakalayıp, bana göre eskinin değer dolu anlamlarıyla, yenilenen dünyanın düşüncelerini ve değerlerini buluşturmak... Bu düşünsel çabanın neticesini ise okurlara bırakıyorum.

Kitap talep adresi: https://www.gulnaryayinlari.com/urun/bir-anlam-arayisi-metin-kazan/

KİTAP İNCELEME YAZISI (Mustafa EVERDİ)

Almanya’da doğan ve bildung terbiyesinden geçen Metin Kazan bir hukukçu. Savcı hakim, hazine avukatı, avukat ve arabulucu mesleklerinde hizmet vermiş bugüne kadar. Bu nedenle özgürlükten yana. Şahsiyetli bir insan ve huzurlu bir toplum olmanın yollarını arıyor kitap boyunca. Bu nedenle kitabı özgürlükçü bir hukukçu olmasıyla dikkat çekiyor. Hukukçular genelde formel kafaya sahip meri kanunlarla düşünmekten kaçınamayan insanlar. Metin Kazan bu sınırlamayı aşabilmek için sosyoloji ve felsefe alanında lisans ve yüksek lisans yapmayı sürdürüyor.

Kitap Viktor E. Frankl‘in yazdığı kitapla aynı başlığı taşıyor. Ancak Türkiye’de aydın bir hukukçunun çığlığına zemin olmuş. İnsan nasıl öteki insanları anlar, insana güven nasıl doğar, insan onuru nasıl yüksekte tutulur sorularına cevap arayan felsefe yazıları ile başlıyor. Cemil Meriç’ten Decartes’e, İbn Sina’dan Kant’a aydınlığın ızdıraplı yollarında dolaşıyor yazar.

Kitabın ikinci bölümü sosyoloji yazıları. Kültür, iletişim ayrımcılıktan birey mi toplum mu sosyolojinin temel konularını Türkiye’den bakarak araştırıyor. Sosyal-kültürel sermayeye rağmen insanımızın birey olmasının önündeki gelenek ve siyasal sistem engelini aşabilmenin yollarını sunuyor okuyuculara.

Ve bir hukukçu olarak adalet yazıları olmazsa olmaz. Birkaç başlık, meramını ele veriyor: Darbeci düşünce anlayışı, yargıya güvenelim mi, yargı silah olarak kullanılır mı?

Ve nihayet hayatına dair öyküleri ve kişiliğini inşa eden serüvenlerini anlatarak tamamlıyor kitabı. İlkeleri herkese yol olacak temel değerler: Haksızlıklar karşısında şüphe etmeyi, eleştirel düşünceyi ve daha iyi hakça bir düzen kurmayı varlık sorunu görüyor. Anlam arayışı bireysel yükseliş ile toplumsal düzende kitleleri güvene ulaştıran devlet organizasyonu çabası her satırda dile geliyor. Meselesi olan bir aydın, hukukçu olarak umut veren bir arayışı sezdiriyor her sayfada.

Post-truth çağına girdiğimizin bilincinde. Bu nedenle bireysel macerası ile Türkiye’nin serüveni dikenli, ıstıraplı bir yolda yürüdüğümüzü gösteriyor. Türkiye böyle hukukçularla adalet ve güvene ulaşır. Belki aydınlık yarınlara. Ben kitabı öğrenerek, her bir bölümde insanlığın birikimine yeniden şahit olarak okudum.

Sizlere de tavsiye ederim. İnşallah okuyucusuna ulaşır. Tebrik ederim Metin Kazan’ı. Biz hukukçular adaletin çocuklarıyız. Misyonumuzu unutan zalim evlatlar, adaletin kayıp çocukları hanesine yazılmayız arayış sürdükçe. Yemin tazelemiş ve adil bir topluma ulaşmanın sözünü de vermiş oluruz, bu tür kitaplarla.

Yorumlar (0)
açık