banner4
12.05.2021, 23:12 98

ALTAY KARTALI: OSMAN BATUR

Bu makalemizde, Çin işgali ve zulmü karşısında vatanını terk edip kaçmak yerine, onurlu mücadeleyi tercih eden ve kimilerince döneminin KürŞad’ı, kimilerince de Şeyh Şamil’i kabul edilen inançlı, kararlı, cesur bir vatansever olan Altay Kartalı Osman Batur’un hayatını derleyip yazmaya çalışacağım.

Kazak Türklerinden olan Osman Batur 1899’da Sincan Uygur Muhtar Cumhuriyetinin Altay bölgesi Köktogay ili Öndirkara mevkiinde, İslâm Bey ve Ayça (Kayşa) Hanım’ın çocukları olarak dünyaya gelmiştir. Kazaklar’ın Orta Cüz-Kerey-Abak Kerey- Cantekey-Molkı-Ayruvgan boyuna mensuptur.

Çocukluk yıllarında babası İslam Beyden dini ve milli dersleri, Böke Batur’dan da gerilla savaşı derslerini almıştır.

12 Şubat 1940’ta Sarıtogay’da Akit Hacı Camiine yapılan saldırılar üzerine İris ve Esim Han önderliğindeki protesto hareketlerine katıldı. Çinliler, babası İslam Beye halkın silahlarını toplama görevi verince, Osman Batur babasına “bugün silahını veren yarın canını verir, güçleri yeterse gelip alsınlar” diyerek silahını teslim etmeyi reddetti ve dağa çıkarak Çinlilere karşı mücadele başlattı.

Oğulları Şerdiman, Nimetullah ve Nabi de 1941 yılından itibaren bu İstiklal mücadelesine katıldılar.

Urumçi İdaresi, 5 Temmuz 1940’ta Altay’da Ruslara maden arama izni verince, protesto gösterileri akabinde milli mücadele de alevlendi. 10 Mayıs 1941 tarihinde Osman Batur’un emriyle Altay’da görevli çok sayıda Rus kurşuna dizildi ve Ekim 1941’den itibaren de milli mücadele ve ayaklanmanın liderliğini üstlendi.

1942-1944 yılları arasında, kimi zaman Moğolistan ve Sovyetlerden aldığı destekle, Çin ordusuna karşı birçok zaferler kazandı. Bu destek çoğunlukla, bedeli ödenerek silah satın almak şeklinde idi. Nitekim, Moğolistan Devlet Başkanı Çoybolsan ile bu yönde bir silah alış-satışı anlaşmasına varmıştı. 

Hür Altay/Erikti Altay Teşkilat Divanı 22 Haziran 1943’te Bulgun’da düzenlediği törenle, Osman’a “Han” rütbe ve ünvanı ile, kahramanlıklarından dolayı “Batur” ünvanı/soyadı verdi.

Osman Batur’un Altay Bölgesindeki başarıları, Doğu Türkistan’ın diğer bölgelerine de moral ve örnek olunca, İli’de (Kulca) Ali Han Töre liderliğinde büyük bir ayaklanma ve mücadele başlatıldı. Hareketin başarıya ulaşmasıyla Kulca (Gulca) Doğu Türkistan Cumhuriyeti kuruldu ve mücadelenin lideri Ali Han Cumhurbaşkanlığına getirildi. Bu devleti ilk tanıyan da Osman Batur oldu. Kulca İdaresi de Osman Batur’u Altay Valiliğine tayin etti.

Çinliler bu dönemlerde, Osman Batur’un 9 ve 18 yaşlarındaki kızları Sapiyan ve Kabiyra’yı, 11 ve 14 yaşlarındaki oğulları Kariy ve Baydolla’yı ve tek erkek kardeşi Delilhan İskamoğlu’nu katlettiler. Eşi ve diğer çocuklarını hapse attılar.

Osman Batur 1945’te Uluttu Korgav Uyumu (Ulusu Koruma Teşkilatı)’nı kurdu. Aynı yılın 6 eylülünde yapılan bir törenle, Altay Halkının mücadeleyi kazandığı ilan edildi. Moğolistan ve Sarsümbe’deki Rus Konsolosluğu Osman Batur’u tanıdıklarını bildirdiler. 2 Ocak 1946’da da Kulca Hükümeti ile Çin arasında Barış Anlaşması yapıldı. Ancak aynı yıl içinde, Ali Han Töre ortadan kaybolunca, Osman Batur Kulca yönetimine şüpheyle bakmaya başladı ve sonra da irtibatını kesti. 

Eylül 1946’da Tayankol’a yerleşti. Bir taraftan Kulca yönetimine karşı direnişe geçti, bir taraftan da Urumçi idaresiyle gizli görüşmelere başladı.

1948 yılında, Doğu Türkistan Komünist Çin’in işgaline uğradı. Bunun üzerine Osman Batur, Milleti Yükseltme Cemiyetini kurdu. 17 Eylül 1948’de Osman Batur Genel Valilik görevinden azledildi ve yakalanıp getirilmesi için üzerine birlikler sevk edildi. O da Çin komünist birliklerine karşı 6 ay kadar yeniden gerilla savaşı yürüttü.

26 Eylül 1949’da Genel Vali Burhan Şehidî ve Kumandan Tao, ülkenin savaş ve direniş olmadan Komünist Çin’e teslim edildiğini ilan etti. 

Osman Batur, yanında kalan az sayıda adamıyla 28 Ağustos 1950’de Makay’a çekildi. Bu sıralar, Osman Batur’un ordusu 50 binlerden 4 binlere inmiş, ordu, silah ve teknoloji üstünlüğüne sahip Kızıl Çin’e karşı koyabilecek yeterli silah ve teçhizattan da mahrum durumda kalmıştır. Bu nedenlerle, daha önce Çin’den kurtarılan bölgeler yeniden Çin’in eline geçmeye başladı. Osman Batur’un Çin’e karşı tekrar zaferler kazanması için gerekli silah ve teçhizat bulmak çabaları da sonuçsuz kaldı.

Neticede Komünist Çin, Osman Batur’un yakalanması için 8. Kızıl Alayı görevlendirir ve Osman Batur Çin’e karşı son savaşını yaptığı Kayız’da 17-18 Şubat 1950’de esir düşer.

Ağır işkencelere tabi tutulur. Önce kulakları sonra kolları ve bacakları kesilir. Hakkında verilen idam kararı infaz edilmeden önce bir at sırtında “Çin’e başkaldıran, Doğu Türkistan’ı kurtaracak adamın haline bakın” diyerek alaycı tavırlarla Urumçi sokaklarında kasten dolaştırılarak halka teşhir edilir. Bu da yetmez, kızı Azapay’ın esir olarak çalıştırıldığı elbise atölyesine götürülerek tahkir edilir. Sonunda, 29 Nisan 1951 yılında 52 yaşında iken Kızıl Çin tarafından kurşuna dizilerek şehit edilmiştir.

Osman Batur, dinine ve vatanına bağlılığı, halkına ve istiklaline düşkünlüğü, cesaret ve kararlılığıyla Doğu Türkistan başta olmak üzere, mazlum milletlere örnek bir şahsiyettir ve Doğu Türkistan’ın milli kahramanıdır. 

Çin işgalinin ayak sesleri duyulmaya başladığında, bir çok Doğu Türkistan’lı lider yeniden başka yerlere göç ederek bölgeden uzaklaşmayı tercih ederken, O, halkımı terk edip gitmem diyerek kalıp mücadele etmeyi tercih etmiştir.

Osman Batur, verdiği mücadele yöntemiyle Türklerin Çin’e kafa tutan 2. KürŞad’ı olarak gösterilir. Aynı zamanda samimi müslümanlığı, dinine ve töresine olan bağlılığı, cesareti ve bağımsızlık mücadelesi yolundaki kararlılığı gibi nedenlerle Şeyh Şamil’e de benzetilir. (Allah O’ndan razı olsun, mekanı cennet olsun).

Bugün dâhi Doğu Türkistan’da Osman Batur soyundan gelenler, tehlikeli görüldüklerinden hapse atılmaktadırlar. Kazakistan’lı insan hakları savunucusu ve merkezi Kazakistan’ın Almatı şehrinde bulunan Atayurt İnsan Hakları Merkezi’nin eski başkanı olan Serikcan Bilaş, ChinaAid isimli internet sitesinde 3 Mart 2021 tarihinde yazdığı makalede, bu hususları detaylarıyla ortaya koymuş ve Doğu Türkistan’ın özgürlük mücadelesinin efsanevi lideri Osman Batur’un torunlarının hiçbir gerekçe olmadan tutuklanıp hapse atıldığını bidirmiştir.

İzledikleri yol ve yöntemleri Osman Batur’dan biraz farklı olsa da, Doğu Türkistan’ın diğer özgürlük savaşçıları olan İsa Yusuf Alptekin, Mehmet Emin Buğra ve Rabia Kadir’i de, ileride başka makalelerimizde anlatırız inşallah.

Geriye dönüp, yaşanmış tarihe baktığımızda her milletin az yada çok kahramanları olduğunu görürüz. Ancak, silah, teçhizat, yeterli ve donanımlı asker eksikliği gibi yokluklar ve yetersizlikler içerisinde olup da, sonunda kaybedeceği kuvvetle muhtemel bir mücadeleyi  bile bile göze alarak milli mücadeleye girmiş kahramanların sayısı azdır. Bu nedenle, bu kahramanların değeri daha bir farklı ve saygındır. Çünkü, bu durumda silah ve asker sayısı değil, iman, cesaret ve kararlılık belirleyici olmaktadır.

İşte, Ömer Muhtar, Şeyh Şamil, Cevher Dudayev, Osman Batur gibi kahramanlar bu nedenle daha önemli, saygın ve mümtazdır. 

Ve tüm tarihi gerçekler göstermektedir ki, en fazla ve en cesur kahramanlar Türklerden çıkmıştır. Mete Han ve Attila’dan Selçuklu Sultanlarına, Osmanlı Padişahlarının önemli bir kısmından Gazi Osman Paşalara, Çöl Kaplanı lakaplı Fahrettin Paşadan Kazım Karabekir ve Fevzi Çakmak Paşalara ve elbetteki Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e kadar, dün de bugün de isimlerini bildiğimiz bilmediğimiz binlerce kahramanımız vardır.

İsimleri bilinen veya bilinmeyen, ülkesi, milleti, vatanı, bayrağı, inancı için haklı mücadelede canını feda etmiş tüm kahramanları saygıyla anıyoruz. Hepsinin ruhları şad, mekanları cennet olsun..

BU BAYRAK 

Malazgirt'te Alparslan'ın dilinde,

Surlarda Ulubatlı'nın elinde,

Çanakkale cihadının yılında;

Zemin kan kırmızı, ayyıldızı ak

O mübarek bayrak işte bu bayrak!

Resul’ün övgüsünü kazanmıştı,

Düşmanlarımız kahrıyla yanmıştı,

Viyana önlerine dayanmıştı;

Zemin kan kırmızı, ayyıldızı ak,

O mübarek bayrak, işte bu bayrak!

Gelibolu’dan Ankara’ya baktı,

Kocatepe’lerden İzmir’e aktı.

Aşkıyla milleti ısıtıp yaktı;

Zemin kan kırmızı, ayyıldızı ak,

O mübarek bayrak, işte bu bayrak!

Kafkaslar'da bizi kaldırdı şaha,

Yemen çöllerinde sığınak vaha,

Gönderlerinden hiç inmedi daha;

Zemin kan kırmızı, ayyıldızı ak

O mübarek bayrak işte bu bayrak!

Destanlar yazıldı zalime karşı,

Mazlumun duası kapladı arşı,

Uğruna yazıldı İstiklal Marşı;

Zemin kan kırmızı, ayyıldızı ak,

O mübarek bayrak işte bu bayrak!

Peygamber kabrinde sadık muhafız,

Bayraktan alırdı mücahitler hız,

Unutana yine hatırlatırız;

Zemin kan kırmızı, ayyıldızı ak,

O mübarek bayrak işte bu bayrak!

Ekrem ŞAMA

Yorumlar (4)
Yaşar Çiftçi/Kimya Yüksek Mühendisi 1 ay önce
Mükemmel bir yazı olmuş Saygıdeğer Müsteşarım, Tarih hep Türk yiğitlerinin kahramanlıklarıyla dolu, maalesef biz Türkler Çarlık Rus, komünist Rus, komünist Çin ordularından hep zulüm, hep i#jence hep katliam gôrmüşüz ve hala mda devam ediyor, özellikle Doğu Türkistan Çin zulmü altında inkenekte ve dünyada seyirci kalmaktadır maalesef, iki tip kazak var biri Türk Kazakları bizden biri, diğeri ise dünyanın en zalimi Rus kazakları, Ruslar Şeyh Şamil 1864 de tesliminden sonra Kuzey Kafkasyayı i#gak eden Çarlık Rusya i#gal etti&i bölgeleri Rus kazakları ile doldurmuş onlarda bu topraklarda yaşayan Kafkas Halkına 3n acımasız inkencwlri yapmış, köyleri yakıp yıkmıştır, dünyanın en acımasız milleti Rus Kazaklarıdır
Nurettin Cengiz 1 ay önce
Elinize sağlık Sayın Müsteşarım.Selam ve Selamlarımla.
Recep KOÇER. 1 ay önce
Tebrikler... Müsteşarım. Doğu Türkistan hepimizin kalbinde, apayrı bir yerdedir. Dünya'da, ilk Kapalı su şebekesi, ilk kanalizasyon sistemlerini kuran Uygur soydaşlarımızın, diğer adı; Uygar insan anlamındadır. Bizlerinde Anadolu'da, söylediğimiz (turfanda) sebze, meyve isimleri, Doğu Türkistanda, bulunan, Turfan şehrinden almaktadır. Rabbim: Tezzamanda, Doğu Türkistanlı kardeşlerimizi özgürlüğüne kavuştursun. Kızıl Çin zulmü sona ersin. Selam ve saygılar. Sağlıcakla kalın.
ALİ YÖRÜR AYPAŞ SAAT 1 ay önce
KALEMİNE SAGLIK HOCAM ÇOK GÜZEL DERİM
19°
açık